29 Ocak 2016

Instagram'daki sahte yüzler...

Bu hesabımı yeni açtım biliyorsunuz.
Bir önceki ani gidişim ve sebeplerini de bu yazımda yazmıştım.



Yine delleniyorum ama!!!

Harun'la beraber artık ilgi alanım biraz yön değiştirdi. Hamileliğimle beraber blogger anneleri, hamile anneleri, yeni anneleri takibe koyuldum. 

Aynı dönemde birkaç hafta önden ya da arkadan gelen hamile kişileri takibe almıştım. 

Hangi haftada neler yaşıyorlar, nerelerden neler almışlar, ne gibi sorunları var, nasıl, ne zaman doğum yapacaklar vs. sebeplerle takipteydim.

Tabii insan bir süre sonra alışıyor. Sanki onlar gerçek arkadaşınız gibi oluyor, doğumları, bebekleri ve sonrasında yaşadıkları insanı gerçekten heyecanlandırıp, mutluluklarıyla mutlu olmaya başlıyorsunuz.

Yine bir yere kadarmış tabii. Ben fazla gerçek ve samimi yaşıyorum instagramda ne yazık ki.
Takip edenler samimiyetimden hoşnut fakat ben takip ettiklerimden yana aynı hoşnutlukta olamıyorum.

Lafı fazla uzatmadan rastladığım birkaç örneği paylaşmak istiyorum.

13 Ocak 2016

Hediyeleşmek miydi yoksa evdeki fazlalık temizliği mi?

Hayatta herkes zayıf noktaları, düşkünlükleri, önem verdiği yani bir takım hassasiyetleriyle imtihan oluyor. Darılmaca gücenmece yok ama toplumda çok yaygın olan bir şeyden bahsetmek istiyorum.


Hediyeleşmek neydi?
Sünnetti.
Gönül almaktı.
Gönlü hoş etmekti.
Yüzü güldürmekti.
Kendini özel hissetmekti.
Değerli olduğunu bilmekti.

HAYIR BUNLAR YANLIŞ CEVAP....

Hediyeleşmek, beğenmediğin bir şeyi elden çıkarmaktı.
Hediyeleşmek, çekyat altındaki tozlu zuladan bir tane çıkarıvermekti.
Hediyeleşmek, birkaç gün kullanıp kenara koyduğunu sarıp getirivermekti.
Hediyeleşmek, Y ürünü X kutusunda T poşetinde kakalamaktı.
Kısaca hediyeleşmek evi temizlemek gibi birşeydi.

***

Hediyeye verdiğim önem yıllar öncesine dayanıyor

07 Ocak 2016

2 gün süren Hamilelik ve Harun'un haberi...

Evlilikte 2 yıla, beraberliğimizde 7 yıla doğru gidiyorduk. İkimizde çocukları sevsek de bu konuyu pek dillendirmiyorduk. Bizden sonra evlenen arkadaşlarımızın yavaş yavaş bebek haberleri düşmeye başladıkça bizim de içimizde hafiften kıpırdanmalar başlamıştı.

Evimiz küçük ve kiradaydık. Yani koşullar öyle çok da uygun değildi bize göre. Yine de içimize bir kıvılcım düşmüştü artık...
2014 yazında hummalı bir ev arama sürecine girdik. Kira günleri bitmiş ev sahibi olacaktık. Bütün odak noktamız bu olmuştu. İstediğimiz gibi bir ev bulmak ve taşınma süreci başlı başına yorucu ve detaylıydı.

Evi bulduk, başladık hazırlıklara. Bir yandan yeni ev için alışverişler bir yandan da ev toparlama derken çok yorucu günler geçirmeye başlamıştım. Eylül ayıydı, kışa kalmadan, bayram gelmeden işleri bitirmeliydim.

Akıl baştan gitmiş motor takmış gibi çalışırken adet tarihim geçmiş. Şaşırdım...Yorgunluktan mı acaba diye bir şeylere yormaya çalıştım. Bekledim ama bir yandan da içime bir şüphe düşmüştü. Acabaaa? dedim kendi kendime. Hemen eczaneden test aldım, titrek titrek yaptım. İkinci çizgi silik çıkmıştı. Ama net çıkarsa pozitif olduğu yazıyordu. Nasıl ya dedim interneti taramaya başladım. Silik çizginin de birçok kişide pozitif sonuçlanmış olduğu yazıyordu.

Ayak ucumdan yüzüme doğru bir sıcaklık yayıldı. Hamile miydim şimdi? Nasıl yani? Ne zaman? Neden? diye sorular aktı zihnimden.
Yeni eve yeni bebek mi oldu şimdi yani. Tam da istediğim gibi olmuştu. Hep bir ev ve evlat için dualar etmiştim. Allah ikisini bir nasip etmişti işte.

Ayaklarım yerden kesildi. Furkan'a bir yanım söylemek bir yanım da saklamak istiyordu. Dayanamadım öyle sürpriz falan da yapamadım. Pattt diye patlattım. Şok oldu benim gibi. Çünkü istiyorduk ama beklemiyorduk. Havalara uçtu sevinçten.

Ama testin silik çıktığından, kan testi de yaptırsak daha kesin olacağından bahsettim. Kurban Bayramı Arefe günüydü. Hemen en yakın hastaneye gidip Beta-hcg kan testi yaptırdık.
Değer 50 üzerinde çıkarsa hamileydim. 252 çıkmıştı.

Kesindi işte. Hamileydim. Kız mıydı acaba? Erkek miydi? Benimdi ama içimdeydi.
Ne yapacağımızı şaşırdık. Şaşkın şaşkın gülümsemekten başka birşey yapamadık.

Ertesi gün bayramdı. Kahvaltıda Furkan'ın ailesiyle birlikte olacaktık. Bayramın 3. günü de Bursa'da bizimkilerle...Onlara bayram hediyesi olarak bu haberi verelim dedik. Hayatımızdaki en büyük hatayı yaptığımızı kim bilebilirdi....

Kahvaltıda Furkan heyecanla söyledi. Bizim kadar sevinirler sanmıştık. Kimse öyle beklediğimiz tepkileri vermemişti. Bozulduk, birbirimize çaktırmadık.
Ufak tefek ima ve laflar beni üzmüştü hatta.
"Bizim zamanımızda hamileler karnını gizlerdi, karnı belli olunca herkes anlardı hamile olduğunu şimdi ortalıkta söyleniyor"

Ben hep bu tarz sözlere muhattaptım. Bu mutluluğumu gölgelemelerine izin vermemeliydim. Vermedim. Eve gidip sevincimize devam ettik.
Bayramın ikinci günü kayınvalidemde etleri pay edip, kesecektik.
Akşamüstü tuvalete gittim orada. Kan gördüm. Soluğum kesildi o an. Hani kabus görürken bağırmak istersin sesin çıkmaz ya. İşte o haldeydim. Konuşamıyordum.
Furkan oturma odasında tekti. Yanına gittim el kol hareketleriyle anlatmaya çalıştım. Telaşlandı ne oldu ne oldu diye bağırmaya başladı. "Kan" diyebildim...

Üzüntümü, zayıflığımı kimse görsün istemedim. Yerin dibine girdim, korku, utanç, mahcubiyet.... Sanki birine söz verip tutamamıştım. Sanki o yediğim laf, bir paket halinde tekrar önüme gelmişti.
Furkan dışında kimse yanımda olsun, beni görsün istemezken, o da telaş ve korkudan annesinin de bizimle hastaneye gelmesini istedi.

Ben bitmiştim ama artık daha da çok bitmiştim. Ağlama krizi geldi. Kendimi durduramamaya başladım. Kalp atışlarım arttı, nefesim kesilmeye başladı. En istemediğim şey zayıflığımın, üzüntümün deşifre olmasıydı ve şu an bu oluyordu.

Doktora girdik, tam bir gerizekalı doktora denk gelmiştik. Bana sus da anlat neden ağlıyosun diye bağırıyordu. Sonra ultrasonda bakıp "burada kese falan yok" diye bağırdı. Kayınvalidem de "kese yokmuş, hamile değilmiş" diye Furkan'a söylüyor duyuyorum. Kulaklarım uğulduyor, yok olmak istiyorum o an.

Sonra Furkan kan testi yaptırdığımızı ve sonucunu söylüyor, o da gebelik başlangıcında kese görünmez tekrar test yapılsın diyor. Eğer değer iki katını aşmışsa hamilelik devam ediyor. Eğer düştüyse kimyasal gebeliktir. Düşük yapıyorsundur diyor....

İşte hayatımda duyduğum ve asla kimsenin yüzleşmesini istemeyeceğim acı dolu cümlelerdi bunlar.

Elim yüreğimde değerin yükselmesi için dualar ederek kan verdim.
Sonuç 102'ydi. Evet 252'nin altına düşmüştü. Ve düşük yapıyordum...

Hamile değildim artık. 2 gün süren rüyam

05 Ocak 2016

Bebek Alışveriş Listesi

Veee işte çok beklenen yazımıza geldi sıra....
Hamilelikte en keyif alınan ikinci kısım da bu işte:)
Zaten varlığını hissettiğimiz andan itibaren içimizi hop oturup hop kaldıran o mucizenin, cinsiyetini öğrendiğimiz anla beraber duygularımızı artık dizginlenemez bir hale getirmesi...



İşte bu coşkuyla "ayyyyy çok tatlı, ayyyy bu çok sevimli, ayy bunu ben yerim..." vs iç çekişleriyle bir alışveriş canavarına dönüşmemek için öncelikle yapmamız gerekenler var.

Ben alışverişlerimde küçük çaplı ya da büyük çaplı olsun hep liste yaparım. Böyle bir alışkanlığım var ve gerçekten de çok faydası oldu hep. Özellikle evlilik alışverişim bu yüzden çok kolay ve keyifli geçti. Sizlerle de paylaşmıştım listemi ve şu an blogumda en çok okunan yazı olmuş:)
Bebek alışverişimiz için de içim içime sığmasa da, hatta cinsiyeti öğrenmemiz taaa 21. haftaya kalmış olsa da yine de kendimi tuttum.



Bol bol araştırma yaptım. Ürün yorumu okudum. Bloglardaki tecrübeli annnelerin yazılarını, instagramda annetavsiyesi etiketi ile sürekli bilgi biriktirdim ve en sonunda hepsini bir süzgeçten geçirdim. Geriye kalanlarla da dolu dolu bir alışveriş listesi oluşturdum.



Haydi bismillah başlayalım. Markalara ve nereden aldığıma da yer veriyorum, bu konuyla ilgili yardım bekleyen çok anne adayı var çünkü.

ANA PARÇALAR
Bebek Arabası ve Ana kucağı            e-bebek (Concord Neo 2015)
Kanguru                       Mom Fort Baby
Bebek Odası                www.erolmobilye.com (Belis Country)
Beşik                 İdil Baby Mamino 




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
);