Hediyeleşmek miydi yoksa evdeki fazlalık temizliği mi?

Hayatta herkes zayıf noktaları, düşkünlükleri, önem verdiği yani bir takım hassasiyetleriyle imtihan oluyor. Darılmaca gücenmece yok ama toplumda çok yaygın olan bir şeyden bahsetmek istiyorum.


Hediyeleşmek neydi?
Sünnetti.
Gönül almaktı.
Gönlü hoş etmekti.
Yüzü güldürmekti.
Kendini özel hissetmekti.
Değerli olduğunu bilmekti.

HAYIR BUNLAR YANLIŞ CEVAP....

Hediyeleşmek, beğenmediğin bir şeyi elden çıkarmaktı.
Hediyeleşmek, çekyat altındaki tozlu zuladan bir tane çıkarıvermekti.
Hediyeleşmek, birkaç gün kullanıp kenara koyduğunu sarıp getirivermekti.
Hediyeleşmek, Y ürünü X kutusunda T poşetinde kakalamaktı.
Kısaca hediyeleşmek evi temizlemek gibi birşeydi.

***

Hediyeye verdiğim önem yıllar öncesine dayanıyor
aslında. İnanmazsınız belki ama ben anaokulu yıllarımdan bu yana hediyeye çok önem veririm.

O yıllarda okulda doğum günü yapmak bir furyaydı. Pasta tüm sınıfın ortasında kesilir ve tüm sınıf doğum günü çocuğuna hediyesini verir.
Annem, doğum günü olan arkadaşlarıma ya kırmızı külotlu çorap ya da iç çamaşırı alırdı. Ben istemezdim. Çünkü o yaşımda aslında empati yapıyormuşum. O arkadaşımı kendi yerime koyuyordum. Bana iç çamaşırı ya da külotlu çorap gelse sevinir miydim? diye soruyordum. Cevap hayırdı. Ama oyuncak gelse çok sevinirdim. Ben hep oyuncak almak istedim ama anneme bir türlü anlatamadım.

Yıllar geçti ve ben büyüdüm. Büyüdüğüm her yıl hediyeye verdiğim önem de büyüdü.
Birine hediye almak benim için çok ciddi bir şeydi. Hiç savsaklamadım, geçiştirmedim, bu seferlik böyle olsun demedim.

Kişiyle samimi olmam ya da olmamam, sevmem ya da sevmemem hiç önemli değildi. Ben hep o kişinin zevklerini düşünerek, arayarak, zaman ayırararak hediye almaya çalıştım.

O paket açıldığında gözlerin parlamasını görmeyi sevdim. Hep empati yaptım. Bana bu paket gelse beğenir miyim? Bana böyle sunulsa hoşuma gider mi? diye sürekli sorguladım. Değişim kartı varsa mutlaka koydurdum. Olur ya beğenmez belki, en azından değiştirsin ve bir şekilde işini görsün istedim.

Hediyeleşmek bir sidik yarışı değildi ki. Karşılık beklediğim için yapmadım hiçbir zaman. Yaptığımın karşılığı maddi olarak belki ama manevi olarak ölçülemezdi. Çünkü ben ne olursa olsun kişiye verdiğim değeri hediyeme gösterdiğim titizlikle de onaylamak istedim.

Ama öyle şeyler yaşadım ve yaşıyorum ki acaba benimle dalga mı geçiyorlar diyorum.

Hediye almak zamansız olsa da
bizim toplumumuzda yine de belli anlara sıkıştırılmış bir durum.

Doğum günü, yeni ev ziyareti, evlilik, bebek doğumu ve diğer özel kutlamalar bunların bazıları. Böyle zamanlarda bana getirilen hediyelerden ve benim götürdüklerime aldığım tepkilerden kısaca bahsetmek istiyorum.

Not : Aşağıda sayacağım hediyeleri bana sunan kişiler maddi durumu gayet iyi olan ve yakın akraba, yakın arkadaş ve komşulardan oluşan kişilerdir. Gezmesi, giyinmesi, yemesi hep kalitedir. İyisini, güzelini bilen kişilerdir.

- Bebek hediyesi olarak getirilen Lcw marka ürün, etiketli. Etiket biraz farklı. Aldırmıyorum. Kartsız değişim yapıyorlar diye götürüyorum. "Bu ürün çok eski sezonlardan, artık bu etiketler bile kullanılmıyor." diyor kasiyer. Bozum bozum dönüyorum.

-Yakın akrabaların olduğu bir ev oturması. Akrabalardan biri hayli tozlu bir kutudan çıkan nescafe fincanlarını, diğer akraba da fincanların tabağını hediye olarak sunuyor. Paket yok. Tozlu koli kırk kere bantlanıp açılmış. Üzeri yırtık yırtık. Böylece konuyor kucağıma.

-Doğum günüm, yakın akrabalardan bir diğeri borcam kaselerden getirmiş. Paket yok. Borcam kutusunda. Evde yıkamak için açtığımda üzerinde kahverengi yanık izleri görüyorum. Belli ki birkaç kez kullanılmış.

-Bebek hediyesi olarak getirilen bir kazak. Bebeğim daha 3 aylık, kazak 6 yaş. Ne etiketi, ne paketi var. Başka bir markanın, defalarca kullanılıp hırpalanmış buruşuk poşetine konmuş. Poşetten çıktığı anda evi sigara kokusu sarıyor. Bunu getiren kişi çok yakın bir komşumuz.

-Ev hediyesi olarak çok yakın bir akraba tarafından getirilen hediye. Yırtık bir poşette, paketi olmayan bir kutu. İçinde kahve fincan takımı var. Hayli tozlu. Kutuya bir not iliştirilmiş. Üzerinde getiren kişiyle bağı olmayan başka bir isim yazıyor. Ve fincanlardan birinin kulpu kırık.
(O kişiye hediye gelmiş ve yüksek ihtimalle de getiren kişi karışmasın diğer hediyelerle diye içine adını yazmış. Ama kutu bile açılmamış kı kırık kulp ve bu not görülsün!)

-Bebek hediyesi olarak çok yakın bir arkadaşımdan gelen hediye. Buruşuk bir torba içinde etiketsiz ve muhtemelen defolu olan yamuk bir bady, etiketsiz çoraplar, muhtemelen kullanılmış rengi atmış bir alt açma, üzerinde kocaman baskıları olan (hani baskıları elle ayırınca ayrılanlardan) askıya takılmış,%100 polyester 1 yaş takımı, etiketsiz mama önlüğü.
(Bu arkadaşımın da yaklaşık 1 yaşlarında erkek bir bebeği var. Bağlantıyı siz kurun)

-Yine yakın bir arkadaşımızdan gelen ev hediyesi. Migros poşetinde hani şu pet şişe ve pet bardakların cam versiyonu çıkmıştı ya. İşte onlardan, tabii ki paketsiz.

*Yakın bir arkadaşımızın bebeği oldu.
Bir bez pastası yaptım, onu da tüllerle süsledim. Özellikle prima aldım ki. Bezleri boşa gitmesin, kullansınlar diye.

Aldığım tepki : Herkes de bez pastası getirdi yaaa, Bu bezler premium care mi? Bizimki sadece premium care kullanıyor.

*Yakın bir arkadaşımızın bebeği oldu.
English Home'dan bebek nevresimi aldım.
Paketli ve değişim kartı ile birlikte götürdüm.

Aldığım tepki : Nevresime bakıp haaaa English Home'muş. Dandik değil.
(Aynı kişinin yukarıda bana getirdiği hediyeyi siz anlamışsınızdır sanırım.)

Bunlar sadece belli başlı birkaç örnekti. Daha neler neler var...Yazsam sonu gelmez...Sadece derdimi izah etmek için yazdım bu örnekleri.

Sizce bu hediyeleri bana çekinmeden getiren kişiler dalga geçiyor olabilir mi? Hepsi böyle denk gelmiş olabilir mi? Peki bu benim sınavım olmayabilir mi? Yok, o olamaz işte... Bu benim imtihanım. 

Beni çok ahmak buluyorlar belki de. Benim bu kadar özenmem ve çoğu zaman maddi imkanımı bile zorlayarak hediyeler hazırlamam çok aptalca geliyor muhtemelen. Hepsi bana ders vermek için anlaşmış gibi.

Ya da sözlerime başlarken söylediğim gibi herkes hassasiyetleri üzerinden imtihan oluyor. Bu da benim hassasiyetim işte.

Bu örnekteki kişilerle tabii ki görüşmeye devam ediyoruz. Şimdi diyorsunuz tabii "ya bu yazdıklarını okurlarsa". Ahhh keşke okusalar, belki yüzleri kızarır, ne yaptıklarını anlarlar.
Ama nerdeee...Belki kazara okusalar bile bir de bu yazdıklarım için trip bile yiyebilirim. Ama sorun yok. Bu hediyelerin bana hissettirdiği kadar kötü hissetmem kendimi.

Eğer sizde bu yazdığım gibi hediye olayını adet yerini bulsun diye, aman eli boş gitmek olmaz diye, o getirdi ben de götüreyim diye yapıyorsanız hiç yapmayın ne olursunuz. Hediyeleşmek o güzel amacından sapıyor. Farklı amaçlara hizmet ediyor. Ne getirene bir fayda sağlıyor, ne hediyeyi alana. Dedikodu sebebi oluyor işte. Karşınızdakini kırıyor. Üzüyor. Hediye götürmeseydiniz emin olun üzülmezdi.

İnsanlık hali olur ya o aralar maddi durum pek el vermez bir şey almayı. "Kusuruma bakma bu seferlik böyle oldu telafi ederiz." deyiver ya da hiç birşey deme. Ama ne olur böyle hediye verme...

Bunlar hediye paketi değil hakaret paketi çünkü. İnsanı günaha sokan tuzaklar çünkü.

Kimse aptal değil. Sen markadan anlıyorsun, karşındaki anlamaz mı? Sen dandik olanı ayırt ediyorsun karşındaki edemez mi?

Evde neden birikiyor o fazlalıklar. İşte bu yüzden. Hepimiz beğenmediğimizi diğerine hediye götürürsek biter mi hiç...Bitmez...Sonu gelmez.

Sayısız ihtiyaç sahibi var. Durumu olmayan bebek bekleyen aileler var, durumu olmayan çeyiz dizen genç kızlar var. Fazlaysa, beğenmediysen, az kullandın atmaya kıyamadıysan toparla onlara ver. Sevap kazan, dua al. Kullandıkça seni ansın. Allah razı olsun desin.

Sevgi ve saygı ile
Zehra G. Ölmez

Yorumlar

İnsanoğlu hep en sevdiği kapısından imtihana tutulurmuş. Senin yumuşak karnın hangi mevzularsa, darbeyi de hep buradan alırsın canım. Boşver üzme güzel gönlünü, Rabbim senin niyetini de biliyor, onlarınkini de..
Kuzunun annesi dedi ki…
Bütün söylemek isteyip söyleyemediklerimin hepsini söylemişsiniz aynen katılıyorum size böyle hediye getireceklerine hiç getirmeseler o hediye yerine güler yüzleriyle gelseler daha çok memnun edicekler bizi farkına varsalar ne güzel olucak aslında ben böyle yapanlara aynısını yapıcam diyorum her seferinde ama sen o değilsin deyip vazgeçiyorum o hediyeleri de ihtiyacı olacağını düşündüğüm kişiye verip gözümün önünden kaybediyorum sinirlerim oynamasın diye sizde boşverin herkes ederi kadar :)
Adsız dedi ki…
Merhaba içimden geçenleri yazmışsın iz
Adsız dedi ki…
güzel bir yazı olmuş

Popüler Yayınlar