07 Ocak 2016

2 gün süren Hamilelik ve Harun'un haberi...

Evlilikte 2 yıla, beraberliğimizde 7 yıla doğru gidiyorduk. İkimizde çocukları sevsek de bu konuyu pek dillendirmiyorduk. Bizden sonra evlenen arkadaşlarımızın yavaş yavaş bebek haberleri düşmeye başladıkça bizim de içimizde hafiften kıpırdanmalar başlamıştı.

Evimiz küçük ve kiradaydık. Yani koşullar öyle çok da uygun değildi bize göre. Yine de içimize bir kıvılcım düşmüştü artık...
2014 yazında hummalı bir ev arama sürecine girdik. Kira günleri bitmiş ev sahibi olacaktık. Bütün odak noktamız bu olmuştu. İstediğimiz gibi bir ev bulmak ve taşınma süreci başlı başına yorucu ve detaylıydı.

Evi bulduk, başladık hazırlıklara. Bir yandan yeni ev için alışverişler bir yandan da ev toparlama derken çok yorucu günler geçirmeye başlamıştım. Eylül ayıydı, kışa kalmadan, bayram gelmeden işleri bitirmeliydim.

Akıl baştan gitmiş motor takmış gibi çalışırken adet tarihim geçmiş. Şaşırdım...Yorgunluktan mı acaba diye bir şeylere yormaya çalıştım. Bekledim ama bir yandan da içime bir şüphe düşmüştü. Acabaaa? dedim kendi kendime. Hemen eczaneden test aldım, titrek titrek yaptım. İkinci çizgi silik çıkmıştı. Ama net çıkarsa pozitif olduğu yazıyordu. Nasıl ya dedim interneti taramaya başladım. Silik çizginin de birçok kişide pozitif sonuçlanmış olduğu yazıyordu.

Ayak ucumdan yüzüme doğru bir sıcaklık yayıldı. Hamile miydim şimdi? Nasıl yani? Ne zaman? Neden? diye sorular aktı zihnimden.
Yeni eve yeni bebek mi oldu şimdi yani. Tam da istediğim gibi olmuştu. Hep bir ev ve evlat için dualar etmiştim. Allah ikisini bir nasip etmişti işte.

Ayaklarım yerden kesildi. Furkan'a bir yanım söylemek bir yanım da saklamak istiyordu. Dayanamadım öyle sürpriz falan da yapamadım. Pattt diye patlattım. Şok oldu benim gibi. Çünkü istiyorduk ama beklemiyorduk. Havalara uçtu sevinçten.

Ama testin silik çıktığından, kan testi de yaptırsak daha kesin olacağından bahsettim. Kurban Bayramı Arefe günüydü. Hemen en yakın hastaneye gidip Beta-hcg kan testi yaptırdık.
Değer 50 üzerinde çıkarsa hamileydim. 252 çıkmıştı.

Kesindi işte. Hamileydim. Kız mıydı acaba? Erkek miydi? Benimdi ama içimdeydi.
Ne yapacağımızı şaşırdık. Şaşkın şaşkın gülümsemekten başka birşey yapamadık.

Ertesi gün bayramdı. Kahvaltıda Furkan'ın ailesiyle birlikte olacaktık. Bayramın 3. günü de Bursa'da bizimkilerle...Onlara bayram hediyesi olarak bu haberi verelim dedik. Hayatımızdaki en büyük hatayı yaptığımızı kim bilebilirdi....

Kahvaltıda Furkan heyecanla söyledi. Bizim kadar sevinirler sanmıştık. Kimse öyle beklediğimiz tepkileri vermemişti. Bozulduk, birbirimize çaktırmadık.
Ufak tefek ima ve laflar beni üzmüştü hatta.
"Bizim zamanımızda hamileler karnını gizlerdi, karnı belli olunca herkes anlardı hamile olduğunu şimdi ortalıkta söyleniyor"

Ben hep bu tarz sözlere muhattaptım. Bu mutluluğumu gölgelemelerine izin vermemeliydim. Vermedim. Eve gidip sevincimize devam ettik.
Bayramın ikinci günü kayınvalidemde etleri pay edip, kesecektik.
Akşamüstü tuvalete gittim orada. Kan gördüm. Soluğum kesildi o an. Hani kabus görürken bağırmak istersin sesin çıkmaz ya. İşte o haldeydim. Konuşamıyordum.
Furkan oturma odasında tekti. Yanına gittim el kol hareketleriyle anlatmaya çalıştım. Telaşlandı ne oldu ne oldu diye bağırmaya başladı. "Kan" diyebildim...

Üzüntümü, zayıflığımı kimse görsün istemedim. Yerin dibine girdim, korku, utanç, mahcubiyet.... Sanki birine söz verip tutamamıştım. Sanki o yediğim laf, bir paket halinde tekrar önüme gelmişti.
Furkan dışında kimse yanımda olsun, beni görsün istemezken, o da telaş ve korkudan annesinin de bizimle hastaneye gelmesini istedi.

Ben bitmiştim ama artık daha da çok bitmiştim. Ağlama krizi geldi. Kendimi durduramamaya başladım. Kalp atışlarım arttı, nefesim kesilmeye başladı. En istemediğim şey zayıflığımın, üzüntümün deşifre olmasıydı ve şu an bu oluyordu.

Doktora girdik, tam bir gerizekalı doktora denk gelmiştik. Bana sus da anlat neden ağlıyosun diye bağırıyordu. Sonra ultrasonda bakıp "burada kese falan yok" diye bağırdı. Kayınvalidem de "kese yokmuş, hamile değilmiş" diye Furkan'a söylüyor duyuyorum. Kulaklarım uğulduyor, yok olmak istiyorum o an.

Sonra Furkan kan testi yaptırdığımızı ve sonucunu söylüyor, o da gebelik başlangıcında kese görünmez tekrar test yapılsın diyor. Eğer değer iki katını aşmışsa hamilelik devam ediyor. Eğer düştüyse kimyasal gebeliktir. Düşük yapıyorsundur diyor....

İşte hayatımda duyduğum ve asla kimsenin yüzleşmesini istemeyeceğim acı dolu cümlelerdi bunlar.

Elim yüreğimde değerin yükselmesi için dualar ederek kan verdim.
Sonuç 102'ydi. Evet 252'nin altına düşmüştü. Ve düşük yapıyordum...

Hamile değildim artık. 2 gün süren rüyam
çat diye bitmişti. 2 gün bağlanmaya yetermiş, sevmeye yetermiş meğer...

Hormonlar, sinirler alt üst olmuş. Kimseyi görmek konuşmak istemiyorum. Sadece yalnız kalmak istiyorum. Furkan ısrar edip duruyor ailesinin yanında orada kalalım diye...Elimdeki hırkamı yere atıyorum hırsla....Ağzımı bile açmadan tüm üzüntümü, hırsımı hırkadan çıkarıyorum. Bunun günlerce daha hırpalanmama sebep olup bana üzüntümü unutturacak bir hareket olduğunu bilmeden....

Ertesi gün Bursa'ya gidiyoruz. Hamile olsaydım bu haberi verecektik. Ama düşük haberi verilmezdi ki...Susup iyiyi oynamaya çalışıyorum...En sevdiğim şey Bursa Botanik parkta bisiklete binmek. Furkan, havam dağılsın diye haydi gidip bisiklete binelim diyor.
Gidiyoruz... 
İki tekerliyide süremiyorum yaa zaten üç tekerli bir bisiklet alıp biniyorum. Çevirdikçe rahatlıyorum... Önüm açık, boşluk, özgürlük....

Ama buna izin verilmiyor. Tam bu anda Furkan'a ailesinden gelen telefonda " üzülmeyin oğlum, Allah yine nasip eder" sözlerini duymayı istiyorum ama telefondaki ses "zehra seni eziyor oğlum, kendini ezdirme" diyor... Hani tek kelime edemediğim, kendimi küçücük hissettiğim, ilk bebeğimi kaybettiğim o an hırsla hırkamı yere atmıştım ya... İşte bu hareketle kocamı ezmeye çalışmışım. Ve bu telefon, o yıkık halimizin üzerine bir fil gibi oturuyor. Yapacak tek şey ağlamak... Furkan'la herşeye ağlamak ....
2 günlük hamileliğe...
Giden canımıza...
Yediğim o lafa...
Gelen bu telefona...
Beklemediğimiz bu habere...
Beklemediğimiz bu kadere...

Ağladık....


***

Taşındık... Günler geçmeye başladı. Komşular, yeni çevre, başlayan kursum bana olanları unutturmuyordu.
Psikolojim alt üst olmuştu. Hamile olan, çocuğu olan hiçbir arkadaşımızla görüşmek istemiyordum. İçimde, içime bile sığmayan büyüklükte bir kıskançlık oluşmuştu. Dünyadaki tüm hamileleri kıskanır olmuştum, bebeği olanları da çekemiyordum resmen. Ben nasıl böyle oldum diye kendime inanamıyordum.
Yeni taşındığımız için arkadaşlarımız hayırlı olsuna gelmek istiyor, biz sürekli bahanelerle erteliyorduk.

Bu arada Furkan'ın ailesinden inanılmaz bir yakınlık ve destek gördüm demek isterdim. Ama bu zor günleri her görüşmemizdeki sözleriyle daha da çekilmez hale getirmişlerdi...

"Falanca karısından boşanmış, ee üç yıl oldu çocukları olmadı. Tabii onunla mı kalacaktı adam. Şimdi annesinin tanıdığı filanca kızla evleniyor."

"Furkan senin falanca arkadaşının çocuğu var mıydı? 
-Hamileymiş.
"Onlar sizden sonra evlenmişti di mi?"

"Makyaj malz. kısırlık ve düşük yapıyormuş Zehra, haberlerde dinledin mi sende?"

"Falancanın çocuğu olmuyormuş tüpbebek denemişler."

"Filanca da düşük yapmış, haberin var mı?"

vs. vs. sayısız ima, laf çarpması, iğnelemeye muhattap oldum. 

O günler geçmez sandım. Belki de çocuğum olmayacak endişeleri yaşadım.
Çok dua ettim. "Allahım sen beni evlatsız bırakıp onlara fırsat verme." Dedim. 
İçim alev alev yanıyordu.

Aradan 3 ay geçmişti. Adet günüm gecikti. Ne heyecan ne sevinç vardı. Tek hissettiğim duygu kaybetme korkusuydu artık. İdrar testi kesin sonuç vermiyor diye kan testi yaptırmak istedim. Ama birkaç gün bekledim. Bu arada Furkan'a söylemiştim. Öyle sürpriz falan yoktu tabii ki buz gibiydim.
Bir cumartesi kahvaltıya gidelim dedi, gitmeden önce kan verdik. Dönüşte sonucu alacaktık. O gün bir türlü bitmedi. Denk gelecek ya, o gün kahvaltı sonrası Furkan'ın eşi hamile olan bir arkadaşıyla da görüştük. Heyecanlılar, doğuma sayılı günleri kalmış. Hazırlıklarından falan bahsediyorlar. İçim içime sığmıyor. 

O gün her tuvalete gidişimde kan görmeyi bekledim.

Dönüşte saat hayli geç olmuştu. Verirler mi acaba sonucu diye yine de ertesi güne bırakmayıp uğradık.

Sonuç çıkmıştı. Elim ayağım yanıyordu. Açtım. 802 yazıyordu. 
50'den yüksekti ya hamileydim evet. Sevinmedim. Donmuştum artık.
48 saat sonra tekrar yapalım testi, o zaman yükselirse seviniriz dedim.

Bir kıvılcımla uyudum iki gece. Her gün kan görmeyi bekledim. Ama yoktu.

İkinci testi yaptırdık. Sonuç 4175'tü.
(Harun merhaba demişti bize) 




Aylar sonra ilk kez içten güldüm. Zıplaya hoplaya çıktık hastaneden.
Eve gelip hemen şükür namazı kıldım. "Onu benden alma Allahım" diye dualar ettim.

Furkan'la söz verdik birbirimize. Yine olumsuz sonuçlanırsa yine bizi üzerler dedik. Söylemeyelim... Karnım çıkana kadar kimse bilmesin. 
Üzgündü, peki dedi.
Paylaşmak istiyordu aslında ama malesef karşısında onun bu heyecanına ortak olacak kişiler yoktu.

Mutluluğumuzu içimize hapsedip başladık bu hamileliğe. Öyle herkesinki gibi coşkulu, çığlıklı, sürprizli bir hikaye değildi benimki.

İlk üç ay düşük riskinin yüksek olduğunu okuduğumda, tedirgin, gergin günler devam etmişti benim için. Her tuvalete gidişimde kan görmeyi bekledim. 

Hep korku hep ama hep diken üstündeydim.
İlk doktor kontrolümüz, kalp atışlarını duymam bile almadı korkumu.
Günler geçti ve 6. Haftadan 17.haftaya kadar kabus kusma günlerim başladı. 
Ben ne hayaller kurardım. Neler yaşıyordum böyle.
Filmlerdeki gibi iki gün kusup doğurana kadar hep canım birşeyler ister sanmıştım.
Günde 5-6 kez kusup, buzdolabını bile açamıyordum. Elimde bir battaniye yatak ve koltuk arası mekik dokuyordum...
Hamileliğin tadı 17. Hafta sonrasında başladı benim için.
Düşük riski gitmişti, kusmalar bitmiş, herşey yolundaydı, cinsiyeti net olmamakla beraber erkekti ve artık içimde kıpırdamasını hissediyordum...
Artık Harun'un gelişini ve 38 haftaya yayılan gerçek hamileliğimin tadını çıkarma zamanıydı.
(Hamile günlüğüm sekmesinden 38 haftada yaşadıklarımı okuyabilirsiniz.)





***


İşte benim 2 günlük hamileliğim ve Harun'un gelişinin hikayesi böyleydi.

Bu yazımı ne kimseyi kırmak, ne okuyanları üzmek için yazdım.

Bu yazımı okuyan güzel insan: sende bunlara benzer şeyler yaşıyorsan yalnız değilsin. Yaşadıysan umudunu kaybetme diye yazdım.
Benim elim hep omuzunda, duam seninle bunu bil diye yazdım.

Bu yazı, benim gibi ilk heyecanına gölge düşenlere gelsin. Bilin ki her şey süslenmiş hastane odalarından , boy boy verilmiş hamile pozlarından, yapılan rengarenk alışverişlerden ibaret değildi... Değildir...Biraz da buradan bakın istedim.

Hayat... Kader böyle birşey işte...

Bir Kurban Bayramında kaybettiğim Can'ım, diğer Kurban Bayramında iki haftalık olmuş diğer Can'ım...

Allah büyük... Acımın 1.yılında, acımı unutturana, kucağımı doldurana şükürler olsun.




Sağlıkla kalın
Zehra G. Ölmez





4 yorum:

Adsız dedi ki...

:(

hzulaly dedi ki...

Zehra sen ne güzel kalplisin (hemen hemen aynı yaşlarda olduğumuzu düşünüp isminle hitap ediyorum affına sığınarak :)2 yıl önce instagramda görmüştüm ilk, sonra blogunun daimi okuyucusu oldum..Her fotografında maşallah dedim kalpten duama kattım.. Düğün fotoğraflarınızda eşinle hikayenizi okuduğumda ya oluyor sonu birleşiyor sevenler Rabbim açıyor yolları dedim daim olsun Rabbim nazardan koru onlarıda herkesi de dedim.. Sanki her yazında karşımda konuşuyormuşsun hissi oluyor.. Sadece bende mi bilemiyorum ama gerçekten bunu hissediyorum. Çok uzattım farkındayım Harun sen ve eşin her daim huzurlu mutlu olun inşallah kötü düşünceler kötü niyetler uzak olsun ailenizden.. Hiç tanışmasakta instagramda burada her gördüğümde duamdasın bizler buralarda mutlu anlarımızı paylaşırken karşıda heran öyleymiş hissi uyanıyor halbuki herkes kapalı kutu kim ne yaşıyor bilemiyor yaşayan biliyor.. Harun'u bir teyzesi olarak kocamanca öperim herşey güzel kalbin gibi olsun inşallah..Sevgiler..

Nurcan Sevdir dedi ki...

benzer şeyler bende yaşadım ve yaşıyorum, imalar laf çaktırmalar vs.vs çok can sıkıcı ve bunaltıcı :( kimse karşısında ki insanın ne düşündüğünü ne hissettiğini bilip bilmeden bol bol konuşuyor. Sanki çocuk sahibi olmak bizim elimizde gibi, rabbim ne zaman nasip ettiyse o zaman olacak ama sabır eden yok. yaklaşık 2 yıldır bebek istiyoruz ama olmuyor her şey normal olmasına rağmen :( Hakkımızda hayırlısı böyleymiş diyorum ne yapalım, eşime ne kadar düşünmüyorum kafama takmıyorum desem de elimde değil deli gibi düşünüyorum işte.
Dualarınızdan bizim gibi insanları da eksik etmeyin olur mu ? Rabbim huzurlu sağlıklı, ömürler versin size,eşinize ve evladınıza...

Merve Sevim dedi ki...

daha önce okumamışım bu yazını Zehra ..
şimdi aynı heyecanı ben de yaşayınca blog arkadaşlarıma bakayım dedim neler yaşamışlar.. bu devirde eşinin ailesi gibi dar görüşlü insanlar kalmış olmasına çok üzüldüm.. nasıl kırmışlar seni nasıl anlayışsız sözler etmişler..
neyse ki Allah fazla üzülmene izin vermemiş nur topu gibi bir yavru vermiş sana.. Allah size bağışlasın bahtı açık olsun :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
);