18 Kasım 2015

Anne Oldum Ben / Doğum Hikayemiz...




Her hikaye bir diğerine aslında çok benziyor ama bir o kadar da ayrı ve özeldi...
Öyle çok doğum hikayesi okudum ki hepsindeki duygular hemen hemen aynıydı fakat benimkinde bir duygu fazladandı. O da acı... Bu yazımı belki okudunuz ya da okumayanlar bakabilirler.

Bende birgün aniden sancılarım oldu apar topar gittik diye başlayabilirdim sözlerime ya da sancıları hissetmemişim hay Allah diye keyifle başlayabilirdim bu hikayeye...

6. Eylül akşamına kadar gün sayıyorduk. Son üç ayımda annem ve ablamın yanımda olmasının verdiği rahatlığı doyasıya yaşıyordum. Doğumda benimle olacaklarını bilmek inanılmaz bir huzur veriyordu. Ama olmadı. O akşam herkes koltuğunda çayını yudumlarken, hiç ihtimal vermediğimiz asla yakıştırmadığımız, içimize sığmayacak kadar acı bir haberin ihtimalini duyduk. 

O gün sabah olmadı, gün doğmadı.
İhtimali bile kalp atışlarımı öyle bir hale getirdi ki konuşamıyordum. O gece ilk kez acile gittik. Açılma yoktu. Sancılar çoktu ve tansiyonum yüksek. Kalp atışlarım normal değildi. Evde istirahat verdi acil doktoru, sabah kendi doktorum Mehtap Hn. tekrar görecekti. 

O sabah olmadı işte... Şehit haberi yaktı bizi, eniştem değil abimin haberi...Kesinleşmedi deselerde bana artık ismi Twitterda trend topic olmuştu, şehit olmuştu abim... 6.Eylüldü günlerden. 

Sabah ablam halâ bana önemli olan sensin, bebeğini düşün kendini bırakma diyordu. Bak bende çocuklarımı düşünüyorum diyordu. İnanamıyordu besbelli, hayat arkadaşını kaybettiğine...

Annem ve ablamı karmakarışık halde bırakıp kontrol için hastaneye çıktık. Bilmiyordum ki eve döndüğümde artık onları göremeyeceğimi.

Mehtap Hn. Ablamla da tanışmıştı. Habere o da çok şaşırdı, üzüldü bana teselli vermeye çalıştı. Beraber 9 ay geçirmiştik onunla, böyle bir anda gerçekten destek beklediğim ilk insanlardan biriydi doktorum ve sağolsun eksik etmedi...
Nst sonucunda yine sancılar çıktı. Tansiyon normale girmemişti. Çatı muayenesini hem kendisi hem başka doktor arkadaşı yaptı. Açılma yoktu, bebeğin başı büyük dediler. Psikolojik olarak bebeğin yakın zamanda gelmemesi süreci her ikimiz içinde zor bir hale getirebilirdi. Normal doğum istemiştim en başından beri evet ama artık şartlar değişmişti. Bebeğin olumsuz etkilenebilir bu halinden dedi ve diğer doktorda bebeğin başından dolayı normal doğumun riskli olacağını...
Peki Mehtap Hn. dedim, zaten düşünecek halim yoktu. O da biliyordu. İlk  günden beri ona güvendim. O anda bunu yaptım...

Eylül başından itibaren artık son günlere katlanamıyordum ,sabrım iyice tükenmişti. Dilimde hep ben 10.Eylül'de doğurayım vardı. Hayırlısıyla demedim tabii, gevezelik yapıyordum aklım sıra... Ama yapmamalıymışım. İnsan diliyle işte böyle terbiye olur...

Mehtap Hn. benim bu sözlerimden tabii ki habersiz olarak "bebeği 10.Eylül'de alalım o zaman" dedi.
Elim ayağım işte o an buz kesti. Sezeryandı bu...7.eylül-8.eylül ya da 12.eylül değildi... Benim başına hayırlısı koymadığım 10.eylüldü...

Eve döndük, doğuma artık 3 gün vardı. Evde ablamda annemde yeğenlerimde yoktu artık. Acı, onları bir rüzgar gibi önüne katıp götürdü. Geride bolca hüzün kaldı. 

Furkan ertesi gün cenaze için Bursa'ya gitti. Ben yalnız kalmak istedim, kendimle, Harun'la...
Buzdolabını açtım. Annemle ablamın son gün yaptıkları alışveriş malzemeleri. Ağlayarak boşalttım, komşulara verdim. Doğum, hastane derken zaten yemeğe fırsat olmayacaktı. 
Ayakkabılık, küçük oda, oyuncaklar, ütüler...Her yerde eşyaları vardı. Onlara veda bile edememiştim. Ağlayarak topladım eşyalarını. Çok ağladım çok. Abim görevine gitmeden son gece bizde kalmıştı. Onun pijamalarını gördüm yattığı kanepenin altında... 
Çok zor 3 gün geçirdim. 3 yıl gibiydi. OCB hastalarını çok iyi anladım. Evi sürekli temizlemek istedim çünkü. Hiç durmadan düşünmeden hep temizlik yapmak istedim, yaptım. 

İki gün önce güle oynaya gezdiğim ablamı, iki gün sonra tv ekranında elinde abimin fotoğrafıyla ağlayarak izledim. 

Kimse anlayamaz, asla bilemez neler hissettiğimi.

Akşam Furkan geldi, ertesi sabah 7'de yatış yapacaktık. Son hazırlıkları yaptık. Yorgunluktan bitmiştim.
Nasıl uyuduğumu bilmiyorum.


Sabah olduğunda içimde yeşil bir filiz gün ışığını bekliyordu sanki. 3 gündür üzerimdeki hüzün yerini sükunete bırakmıştı. 
Yanımızda çok sevdiğimiz komşularımız vardı. Sağolsunlar. Hastanede kuzenim Kübra ve arkadaşım Kübra'da bizi bekliyordu.

Yerleştik, damar yolu açıldı, son kez NST'ye bağlandım. 38+3 olmuştuk. Sonrasında o çirkin ameliyat önlüğünü giydim, bonemi taktım. 

Yatağıma uzandım. Annem dualar edecekti arkamdan, ablam ben buradayım her şey güzel olacak diye gözlerime bakıp el sallayacaktı. Ama yoklardı yanımda... 


Olanlara şükür...El salladım. Furkan ameliyathaneye kadar geldi. Veda edemeden bir anda içeride buldum kendimi. Son bakışı çaresizdi, elini bile tutamadım diye hayıflandım. 

Hiç bekletmediler, direkt girdim. Çok kalabalıktı. Etrafa boş gözlerle baktım. Kalp atışlarım giderek artıyordu. Bir bedende iki can olarak son dakikalardı. 9 ay bitmez gibi gelmişti, kusarken zaman hiç geçmiyordu...Ameliyathane soğuk demişlerdi, değildi. 

Sezeryan kararı sonrası anesteziyle de görüşüp epidurale karar vermiştik.

Görüşmeyi yaptığım uzman yanıma geldi.
Beni sedyeye oturttular. Önümde bir erkek hemşire bana öne doğru omuzlarımı düşürerek iyice eğilmemi söyledi. Anestezi uzmanı da arkamda belimden iğneyi yapacaktı. Bir turlu doğru şekilde eğilemedim, uğraştırdım. Sonunda oldu. İğne yapıldı. Simdi ayaklarından bir sıcaklık baslayacak hissedince söyle dedi. Hissettim hemen. 
Sonra Mehtap Hn. geldi. kollarımdan tuttu ve

05 Kasım 2015

Bir hamile hikayesi / Hamile Fotoğraf Çekimi

Bana verilen hamilelik süresinin sonuna geldik...:)
Aslında bu bir son değil yepyeni bir başlangıcın 40 haftalık arefesiydi.
Hep özenirdim haftalık ya da aylık hamilelik fotograflarına. Aynı fon ve aynı kıyafetle çekilmiş bir dizi fotoğraf aslında hamilelik için en klasiklerden biri. Ama özenirdim işte, birgün hamile olursam öyle fotoğraflar çektiriceğim derdim.
Olmadı... Çünkü hamilelik öyle filmlerdeki gibi değilmiş. Birkaç kez yalandan mide bulantısı ve sonrasında bol bol mevsiminde olmayan ya da yapımı zor olan birşeyleri canının çekmesi...Değilmiş aşerme dedikleri...Bazı günler sadece bir iki adım tuvalet ve yatağa gitme dışında bile yürüyemediğim, dışarı çıkamadığım, içtiğim suyu bile çıkardığım o günler çook uzun sürüyor sanki zaman hiç ilerlemiyordu.
4 ay süren bu halimle tabii ki o fotoğraflara sahip olamadım. Sonrasında da hep ihtiyaçsal olarak bir aktivite yaptık, fotoğraf aklımın ucundan bile geçmiyordu ki artık koca göbeğim benden önde gitmeye başlamıştı.
Hiç hamile fotoğrafım yoktu ve başka hamilelerin fotoğraflarını gördükçe artık üzülmeye bile başlamıştım.
Ama öyle kısa bir zamana yayıldı ki hazırlıklar bir türlü vakit ayırıp bir fotoğrafçıyla çalışmayı düşünemedim.

Taa ki son haftalar iyice yaklaşıp sancılarda yavaştan kendini hissettirince  eyvahh

02 Kasım 2015

Hastane çantası nasıl hazırlanmalı, neler olmazsa olmaz?

Merhabalar,
Yazılar tükenmiyor evet :) Umarım bir yerlerde kafası karışmış kaderdaşlara fikir olabiliyordur...

Haftalar haftaları kovalayıp, bir yandan odası bir yandan kalan ihtiyaçları ve bir yandan da kendimi annelik serüveni için hazırlamak derken bir baktık son haftalar gelmiş.
30. haftaya daha çoook varken davulun sesi uzaktan hoş geliyordu. "Ben 30.haftada hastane çantamı hazır ederim ne olur ne olmaz" diyordum Furkan'a ve 36. haftada bile çantada eksiklerim hala vardı bir türlü tam yerleşememiştim. Sıcaklar zaten sınırlı olan enerjimi sömürüyor ve hazırda duran eşyaları bavula koymak sanki çok büyük işler yapmak gibi zor geliyordu.
Siz siz olun benim gibi son haftalara iş bırakmayın. Bence birçok iş 32. haftaya kadar kesinlikle bitirilmeli.



Hastane çantası hazırlamakla ilgili okuduğum kitaplardan ve tecrübeli anne bloglarından bolca faydalandım. Biraz da kendi ihtiyaçlarımı göz önünde bulundurup listemi oluşturdum. İnşallah sizlere de faydası olur.

Liste öncesi hastane ile nelerin sağlandığını konuşmak ve odayı gezmek de faydalı oluyor.Ama ben zaten gebe okulunda bizzat Medicana'nın baş ebesinden dinlediğim için ihtiyaçları, tekrar sormama gerek kalmadı.



İşte benim çantamda olanlar :

Hamilelikte neler okumalı?


(2.Eylül'de yazıldı)
Merhabalar :)
Bu aralar içim içime sığmıyor. Çok az kaldı artık zaman da geçmiyor sanki. Hep yazmak ve ne yaptığımı paylaşmak, halim;bir yerlerde yazılı olsun,aynı durumda olanlara bir nefes aynı durumu yaşayacaklara da nacizane bir yol olsun istiyorum.

Daha önce bahsetmiştim, neler okuyarak kendimi anneliğe biraz da olsa hazırladığımı, buralarda kalsın istedim.
Bu süreçte tabii ilk 4 ay kadar mide bulantımdan dolayı başımı kaldıramadığım için benim için okuma ve araştırma en yoğun olarak son 5 ayda oldu.

İnsan bilmediğini ve tecrübesizliğini en çok bu dönemde kabul etmeli bence. "Biz nasıl büyüdük" , "Eskiden bunlar mı varmış."  gibi bilgisizliği kabullenmek ve "her çocuk nasıl büyüdüyse bu da büyür." kestirip atan tavır maalesef günümüz ebeveynlerinde de gördüğüm bir tutum.

Her bebek ayrı, her çocuk ayrı tabii ki. Kitaplarda yazanlar, paylaşılan tecrübeler birebir sizin çocuğunuzda da sonuç verecek gibi bir kesinlik olamaz. Yalnız mümkün olduğunca fazla seçenek, yol ve yöntem bilmek, özellikle uzmanların yazı ve önerilerini kulağa küpe yapmak bence çok önemli.


Öncelikle başlangıç için seçtiğim kitaplardan fikir edinmek isteyenler için
çok kısacık bahsederek geçeceğim.

Kitaplar:

Çocuk Eğitimi El Kitabı- Haluk Yavuzer

 Kitapta bir çizerle çalışılması, kitabı keyiflendirmiş ve örnekleri daha kolay canlandırıp zihinde kullanılabilir yerlere depolamayı sağlıyor bence. Anne-baba ve çocuk arasında geçen diyalogları çizgi karakterle izliyorsunuz. Ve olaylar karşısında çocuğa doğru tepkiyi verebilmek ve yanlışı bir daha yapmamasını sağlamak için can alacı yaklaşımlara yer veriliyor. Tüm bunların sürekli farklı olaylar üzerinden yürümesi kendi açımdan ilerleyen dönemde daha kolay uygulamamı sağlayacak gibi. Çünkü bilgiyi kalıcı olarak kaydediyor zihin.

Çocuk Eğitiminde 100 Temel Kural-Adem Güneş

Öyle keyifli ilerleyen bir kitap ki... Çünkü çok kısa kısa can alıcı kurallar ve hemen yan sayfasında da kuralların örnekleri ve açıklamasına yer verilmiş. Oldukça kolay anlaşılır örnekler ve aslında doğru bilinen yanlışların ne kadar yaygın olduğunu gözlemleyebileceğiniz bir kitap. Ben zaman zaman kendi çocukluğumdan  da yapılmış yanlışları yakaladım.

Anne Olmak-Haluk Yavuzer

Yazar, uzun yıllar farklı şehirlerde farklı sosyo-ekonomik duruma sahip ailelerle anne-baba okulu programı yapmış ve mevcut danışanları üzerinden bir derleme yaparak örnekleri onlar üzerinden dile getirdiği bir kitap.yine annenin hangi koşullarda nasıl doğru davranışı sergilemesi gerektiğini anlatan bir kitap. Keyifle ilerliyor fakat unutma korkusu yaşadığım bir kitap oldu. O yüzden sürekli başa alıp belirli aralıklarla okunmalı.


İyi Uykular, Tatlı Rüyalar El Kitabı-Kim West

Uyku bir bebeğin en önemli ihtiyaçlarından biri aslında. Bu süreç bazen sıkıntılı olabiliyor. Ama belirli rutinler uygulanarak çok sıkıntısız atlatılması mümkünmüş. Uyku Eğitimi diye bir gerçek var. Yazarımız bu eğitimi alacak bebeğin min. 9 aylık olmasından bahsetmiş. Fakat 9 aydan önce de uyku eğitimini daha da kolaylaştırıcı uygulanacak püf noktaları vermiş. 

Anne Baba ve Çocuk Arasında- Dr. Haim Ginott

Yabancı yazarların kitaplarına biraz önyargılıydım aslında. Çünkü çocuk eğitim ve kiltirel farklılıklar fazlaca... Bu kitapla genelleme yapmamam gerektiğini anladım. (Keşke hayatın her yerinde bu genellemelerden kurtulabilsek.) anne-baba-çocuk arasındaki diyaloglar üzerinden devam ediyor. Tabii bu yukarıda da behsettiğim gibi bilginin kalıcılığı ve uygulanabiliği açısından kolaylaştırıcı bir yöntem. Doğru yaklaşım nasıl olmalı, yanlış olan tepkilerden nasıl uzak dururuzu bu kitapla anlamak mümkün.

Bebek Ruh Sağlığı Rehberi-Dr. Koray Karabekiroğlu

Elinize aldığınızda üniversite ders kitabıymış hissi verebilir. 0-4 yaş arası bebeklik döneminde karşılaşılabilecek tüm ruhsal hastalıklar masaya yatırılmış. Tabii biraz iç karartıcı bir tablo. Ama hangi durumlarla karşılaşan bir bebek hangi koşullarda bulunan bir bebek bu ruhsal hastalığa açık olur. Ne yapmak gerekir vs. detaylı anlatılan bir eser. Bebeğin aylık gelişimleri ile ilerliyor. O yüzden rutin olarak bebebğin bulunduğu ayda bir açıp üstünden geçmekte fayda var.

Hamilelik-Doğum ve Bebek Bakım Kitabı- Ayşe Öner

Yine bir gün instagramda bir hesaptaki paylaşımla ulaştım Ayşe hanıma. Bir süre takip ettim, Hamilelik eğitimlerinin olması beni heyecanlandırsa da o dönemde zaten gebe okuluna gidiyordum. Ama onun da bilgilerinden faydalanmak istedim. Baktım ki bir kitabı var. Hemde içinde Hamilelik başlangıcından doğum sonrasına kadar merak edip edebileceğimiz herşey yer alıyor. Ayşe Hn. gibi uzman birinin bilgilerinden faydalanmak paha piçilemez bence. Çünkü uzun yıllar bebek hemşireliği yapmış. Bebeğin anne karnındaki haftalık gelişimi, hamile ve yeni anne beslenmesi, hamilelik egzersizleri, normal doğum sezeryanla ilgili birçok konu, sancı detayları, yenidoğan bebeğin özellikleri, bebek alışverişi, bebek odası vs. birçok konuda sıkı bir kaynak. Hamilelik haberi ile birlikte eş zamanlı başlanması gereken bir kitap.

40'ı Uçana Kadar-Dr. Gökhan Mamur

Bir gün takip instagramda takip ettiğim tecrübeli bir annenin paylaşımıyla ulaştım Gökhan Mamur'a. Öyle güler yüzlü ve enerjisi telefonun içinden bana ulaştı diyebilirim. Gerçekten ne kadar kendisine uygun bir meslek üzerine çalışıyor dedim. Baktım ki bir de kitabı var. Hem de bir hamile için ideal bir kitap. İlk 40 gün bizi neler beklediğini anlatıyormuş. Hemen alıp okumaya başladım. Bir bebek sahibi olma fikrinden başlıyor ve yeni bir annenin bilmek istediği birçok detay bilgiyi kısa kısa önem sıralarıyla bahseden bir kitap. Işık hızında tükettim :) En etkilendiğim iki bölümden bahsetmek istiyorum. Bebek alışverişinde en önemli ilk iki ihtiyacın burun aspiratörü ve oto koltuğu olması. Tabiiki listemde mevcuttu ama ilk ikide olmasının önemine değinmiş Gökhan Bey. İkincisi ise emzirme ile ilgili. İlk gün bebeğin anneden emmesi gereken süt miktarının azlığı. Kitapta bir nokta ile gösterilmiş. Alıp okursanız faydalı olacağına eminim.

Çocuğunuzun İlk Altı Yılı- Haluk Yavuzer

İlk 6 yaş derinlemesine incelenmiş. Ruhsal- sosyal,dil ve algısal gelişimi,motor gelişimi  ve daha birçok açısından bebeğin 0-1 ay arasından başlayarak devam eden ve neler yapabileceğini, oynayabileceğiniz oyunları vs. detaylı olarak anlatan bir kitap. Ben çok yükleme yapmadım ve ilk birkaç ay sonrasını okumadım. Zamanında okuyup rutin olarak devam edilmeli bence.

***
Biliyorsunuz ki sıkı bir blog okuyucusuyum. En az yazmak kadar blog blog gezip yeni hikayelere karışmayı çok seviyorum. Ama bu zamana kadar annelik, bebek, hamilelik,doğum, bebek beslenmesi, lohusalık vs. ilgili yazan bloglara ya da bloglarında bu tarz yazılara da yer vermiş bloggerların yazılarını hiç okumadım:) Doğal olarak şimdilerde ilgi alanım ağırlıklı bu konular olunca yeni yerler açtım zihnimde...

İşte kim bu yeni hikayelerin kahramanları aşağıda...Hepsinde apayrı bir hikaye, hepsinde ayrı bir bebek... Hepsi ayrı ayrı özel. Kısa kısa bahsetmek istiyorum onlardan da...Faydalı olması ümidiyle...


Bloglar:
Gizli Teras
Gizem'in blogu aslında lifestyle blog. Hamileliği ve doğumu ile ilgili farklı birçok yazıya yer vermiş, oldukça güzel. Ben hepsini okudum. 
Gizem ig TIK TIK

İlk kez anne oldum
Sevgili Ayşe'ye instagramdan ulaştım. Bloguna transfer oldum. Bol bol bebek/çocuklarla ilgili krizde kalınan konulara değiniyor. Mutlaka işinize yarar birşeyler okursunuz diyorum.
Ayşe ig TIK TIK

Gebbe Pınar Günlüğü
Pınar'ı da yine instagram karıştırmalarımda keşfettim. Hamileliğim başlarken o da artık sona yaklaşıyordu. Her haftadan fotoğraf paylaşıyor ve bir şeyler yazıyordu mutlaka. Birgün oturup baştan sona tüm yazdıklarını okudum. Özellikle mesleğinin ebe olması yazdıklarının güvenilirliğini de artırıyordu benim gözümde. Çok da olumlu başlayamayan hamilelik serüveninde nasıl da dimdik durduğunu, bakış açısındaki teslimiyet, hayata karşı pozitif yaklaşımı her paylaşımından fışkırıyor. Eksik kalmayın bence...:)
Pınar ig TIK TIK

Özge Kopuz
Ablamın keyifle takip etmesi ve bana sürekli bahsetmesi ile tanıdım Özge'yi. Bir süredir beraber sıkı takipçisi olduk. Hatta o da yetmedi, yazlarını Güzelce'de yazlıkta geçirdiğini bildiğimizden kalkıp ziyaretine gittik, tanıştık. Bize kapılarını açtı sağ olsun. 
Özge aslında hikayesi bir tık daha farklı olanlardan. Tüp bebek ile gelen 3 tane birbirinden güzel ve özel çocukla başlıyor hikayesi. Kader inancı ve yaşama enerjisi öyle yüksek ki örnek almamak mümkün değil. Hem instagram hem de blogunda gayet aktif.
Özge ig TIK TIK

Momslike
Pelin'in iki güzel meleği var. İkinci hamileliği ile denk geldik zamanlama olarak. Öyle takibe başladım. Her haftadan mutlaka post ve fotoğraflar paylaştı. Baktım ki blogda bol bol yararlı yazı yazmış hamilelik öncesinde, tecrübeli anne olarak. Birçoğunu okumaya çalıştım bile.
Pelin ig TIK TIK


Anne Ben Anne Oldum
Sevgili Sezin...Onu doktorum yani doktorumuz Mehtap Derelioğlu'nu araştırırken buldum. Aynı doktora gidiyormuşuz tabii o 2013'te gitmiş. Yorumları, doktorumda kesin karar vermeme çok yardımcı oldu. Zorlu bir hamilelik geçirmiş, Hikayesi paylaşılmalı bence.
Sezin ig TIK TIK

Annekito

Hamile olduğumu öğrendiğimde sürekli instagramda kaçıncı haftadaysam yazıp, o haftada olanlara bakıyordum. 1hafta öncesini-sonrasını da yazıyordum. Sürekli karşılaştırmalar yapıp bazen kendi kendimi tedirgin bile ediyordum. Neyse işte tam da böyle şeyler buldum Sevgili Özlem'i yani annekito'yu. Aramızda 11 gün vardı, benden öndeydi. Keyifle takip ettim sonra blog açıp yazmaya başlayınca daha da sevindim. Bu süreçte bol bol paylaşım yaptı. Ve insan inanamıyor ya hep hamile kalacakmışız sanki gibi geliyor... 1 hafta önce doğum yaptı bile. Rüya'ya kavuştu....Onu takip edin, doğal ve içten paylaşımlarından eksik kalmayın derim.
Özlem ig TIK TIK

Biraz Ordan Biraz Burdan
İpek'i de instagram ile bulmuştum aslında. Baktım ki bir blogu da var hemen baktım. Sadece iki yazı var lohusalık ve normal doğum hikayesini paylaşmış ama dolu dolu iki yazı. Bence okumalısınız. Umarım yazmaya devam eder:)
İpek ig TIK TIK

Pembe Koala
Little swimmers etkinliğinde sürekli havuza atlamaya çalışan bir miniği paylaştı katılan miniklerin anneleri ig'de. İşte o minik, nam-ı değer pembe koala'nın Batuşuydu. Öyle tatlı bir çocuk ki, küçük yaramaz bir erkek sanki. İnsan gün içinde bakmadan duramıyor yani benim için öyle. Funda şimdilerde doğum hikayesini paylastigi bir blog acti. Cok da iyi yapti, bence okumalisiniz. 
Funda ig TIK TIK


Birbirinden ilginç post konuları var. Anneliğe hazırlık yaparken okuyup ciddi manada bilgi sahibi olacağınız ve öyle her yerde de okuyamayacağınız şeyler yazıyor. Emeğini sağlık gerçekten faydalandım.  Gülderen ig TIK TIK

Burcu, annekito Özlem'in en yakın dostu. İg'deki paylaşımlarından yola çıkarak tanıdım onu da. Yakınlarda 1yaşına basan Arya'nın maceraları var burada da.  Burcu ig TIK TIK

Funda'yı daha buralar bağ bahçeyken takip etmeye başladım. Dekorasyon tarzı ve iletişim dili kendine hastı. Sonra Funda'nın 'zeze'si Barış, katıldı aramıza ve o renkli hayat daha da renklendi. Bir de Funda artık blogunu elden geçirince doyamaz oldum paylaşımlara...:) Funda ig TIK TIK

Bir gün ig'de mama sandalyesinde oturmuş iştahla önündekileri yiyen bir bebek gördüm. Baktım ki hemen hemen tüm paylaşımlar böyle. Mert'in annesi sevgili Sima sayesinde tanıştım blw ile. Sizde bu bebek beslenme şeklini bilmiyor ve merak ediyorsanız,bir göz atın derim. Ek gıda dönemine geçmiş anne-bebekler için müthiş faydalı bir sayfa. Sima ig TIK TIK




Zehra G. Ölmez




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
);