22 Temmuz 2014

Arkadaşlarla Tatile Gitmek Vol.3 Bodrum'la Buluştum

Ramazan'ın son günlerinden herkese merhaba,
Kısa bir konuya değinip hemen devam edeceğim.
***
Beni biliyorsunuz blog yazmak kadar bloglar arası gezmek ve farklı blogları keşfetmeyi de çok seviyorum. Bazen şu tarz serzenişleri okuyorum farklı sayfalarda. "Yorum bekliyorum, yorum yapmazsanız küserim, bir sonraki post ancak çok yorum bırakırsanız..."vs. Açıkçası beni bu tarz şeyler çok rahatsız ediyor. Yazıların okunup okunmadığını ya da beğenilip beğenilmediğini istatistiklere bakarak takip edebilirken bunları yoruma endekslemek ve çok yorum beklemek hatta yorum için her sayfaya saçma sapan yorum bırakıp, kendini göstermeye çalışma davranışlarını gerçekten yersiz buluyorum.
Bu konuya neden değinmek istedim? Çünkü son yazılarıma yorum gelmiyor fakat ben bundan en ufak bir rahatsızlık duymuyorum. Çünkü çoğu zaman bende yorum yazmak için müsait olmuyorum ya da mobilde yorum yazmak biraz uğraştırıcı ya da yazıyı beğensem de söyleyecek bir söz bulamıyorum sadece beğendim de yazmak istemiyorum vs. sebeplerden çok beğendiğim bir yazı olsa da yorum bırakamıyorum.
Ama okuyorum. Önemli olan okumak ve takip etmek.Zaten okuyor ve takip ediyorsan bu yeterli.
Kıssadan hisse şudur ki sizleri seviyorum, beni okumanız benim için yeterli. Çünkü okuduğunuzu takip edebiliyorum.

***

Alaçatı'dan ayrılıp Bodrum için yola koyulduğumuzda hava yer yer bozuktu. Tabii daimi olmadı çok şükür.

Türkbükü, Bodrum'un en popüler koylarından. Popülerliği, doğal güzelliğinin yanında İstanbul sosyetesi ve ünlülerinden dolayı...


Bu yüzden de hemen herşey el yakıyor. Tabi gelmeden yine sıkı bir otel araştırması yapsak da, fiyatların çok yüksek olması kararı zorlaştırdı. Zaten bizim için önemli olan kısa sürede Bodrum'un tadını çıkartmaktı. Bu yüzden ekonomik bulduğumuz bu oteli tercih ettik. Tabii ekonomik dediğim , bir önceki yazımda bahsettiğim Alaçatı'daki otelle aynı miktarda ödeme yaptık.

Aynı olan sadece fiyattı.... Bir otel ancak bu kadar
fotoğraflarıyla örtüşmez yani. İnanılmaz eski, banyo kapısı elinizde kalabilir... Standart oda alıyorsunuz ama oraya gittiğinizde size delüks oda diye zemin katta, tuvalet penceresi gibi pencereleri olan bir oda veriliyor. İtiraz etmeye kalktığınızda karşınızdaki kişi sizi anlamıyor çünkü Türkçe bilmiyor, yatağın rahatsızlığı ve gıcırtısı, yerde uçuşan pislikler, havuzun etrafıdaki pas ve pislik, kahvaltıdaki ekşimiş peynirlerden bahsetmek bile istemiyorum. Sanırım bu yaşıma kadar kaldığım en berbat oteldi. Bakmak isterseniz ki bence bakmayın bile...Bodrumda nerede konaklamamalı!!!

Neyse bu yüzden otele giriş yapıp hemen kendimizi dışarı attık. Gece 2 gibi falan gelip hemen uyuyup sabah kahvaltı olarak sundukları birkaç şeyi yemeğe çalışıp, Antalya için yola çıktık...

Tabii otele giriş yaptıktan sonra önce Türkbükü'ne komşu Gündoğan'a gidip birşeyler yedik, orada sahilde biraz gezdik. Hem akşam üstü hem de hava biraz mayhoş olunca plaj boştu.


Sonra yine Türkbükü'ne komşu Yalıkavak'a gittik. Orası da gayet hareketli bir yerdi. Günbatımı için Yalıkavak daha önce okuduğum kadarıyla öyle ünlü ki, Allah da bize tam günbatımında orada olmayı nasip etti.


Yalıkavak'taki eski yel değirmeni önünü stüdyo haline getirdik. Ahh Furkan o hep böyle işte, bende :)
O anları yakalayan Salih sağolsun:)

Gözlük: H&M Şal: Burberry T-shirt: U.S Polo Şalvar: Kadıköy Pazarı Terlik: Birkenstock Çanta:Penti





Güzelliği fotoğraflardan bile anlayabilirsiniz.

Bodrum'un ünlü bir dondurması varmış. Rengi mavi. Açıkçası herkesin elinde görmem merak uyandırsada tadının güzel olabileceğini hiç düşünmedim, zaten renginden dolayı da hiç sağlıklı görünmedi. Ama tatmadan duramadım. Ön yargım işte ki tadı çok hoştu. İtalyan karameli aroması varmış, tabii mavi olmasının sebebi sadece boya... Yine de favorim damla sakızlı dondurma:)



Dondurmayı da Yalıkavak'ta tattıktan sonra tekrar otelin olduğu Türkbükü'ne döndük.

Bir restaurantta düğün vardı, tam sahilde kumsalda... Gelin çıplak ayak, kum, deniz... Öyle güzeldi ki... Hayran kaldım.

Türkbükü için sezon başlamamıştı. O yüzden çoğu gece kulubü, bar olan sahil şeridindeki mekanlar boştu.



Böyle bir zamanda gitmek bizim için isabet olmuştu aslında aksi halde ortam çok da hoşumuza gitmeyecekti. Sahilde yürüyüş yaptıktan sonra otelin plaj bölümde ayaklarımız suda biraz keyif yaptık.

Deniz öyle berrak ve dalgasızdı ki, burada denize girecek kadar vaktimiz olmadığına üzüldük. Kısmet...



Kahvaltı sonrasında Bodrum'u arkamızda bırakarak Antalya-Kalkan'da kiraladığımız eve doğru yola çıktık. Dördüncü yazımda Antalya-Kalkan'da kiraladığımız villayı anlatacağım...


Bu çiçekleri yol kenarından topladım:) Evde ilk günlerdeki sofralarımızı güzelleştirdi.

Diğer tatil yazılarım...TIK TIK

Takipte kalın


Zehra GÖRGÜLÜ ÖLMEZ

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
);