ZEHRA NE SÖYLER*

15 Haziran 2015

Hafta Hafta Gebelik Halleri- 3-6 ay 2.trimester

Merhabalar tekrar :)

İkinci üç aylık dönemin de sonuna geldik...İkinci üç ay gerçekten de hızlı geçti aslında. Tamamen sağlıklı olmakla alakalı...
Şaka bir yana resmen artık 7.aydaydayım. Öğrenmem gereken çok şey var daha. İnşallah eksiklerimi bu sürede tamamlarım. Tabi okuduğum kitapları da sizlerle paylaşacağım. Mutlaka faydası olur, okuduğum her cümlede farklı bir yerde yolculuk yapıyorum. Bambaşka bir dönemmiş bu. Başka bir şeyler için bu kadar araştırma ve okuma yapamayacağıma eminim ama iş "ona " gelince değişiyor gerçekten. Ona ilk olarak "hazır bir anne" hediye etmek için herşeyi yapabilirim.

Neyse fazla detaya girmeden bu haftalarda neler yaşadığıma bir bakalım.


14.Hafta : Annem daha fazla dayanamadı ve duruma el koydu. Sıkıntılarımdan çok bahsetmiyordum ama annem yetişti çok şükür. Mutfağa giremeden birşeyler hazırlayıp yemek tabii ki mümkün değil. Ablam büyük bir koli gönderdi. Annem de gelip ne seviyorsam ve yemem gereken şeyleri cazip hallerle hazırlayıp elinden geleni yaptı. Annelik böyle işte... Annemle beraber biraz daha bu bunaltıcı halimden uzaklaştım. Hiç kusmadım. 

15.Hafta : Bu hafta da annemle beraber biraz evde biraz disarda vakit gecirdik. Uzun zamandir yemedigim kadar saglikli seyler yiyorum. Kabizlik korkulu rüyam haline geldi. Haftalardir devam ediyor. Annem hoşaf yaptı, kabızlık yapan yiceklerden uzak duruyorum. Ama sanırım haftalardır olan hareketsizliğimin bir sonucu bu. İnşallah en kısa zamanda çözülür. Artık bulantılarım çok çok az. Ama yine de iştahlı yemek yemiyorum. Sadece yemek zorunda olduğum için yiyorum. Bebeğim bu haftadan itibaren dışardaki her sese karşı duyarlı ve benim sesimi tanıyor. Bunu bilmek ve onunla konuşmak çok keyifli:)

16.Hafta : Bu hafta Beylikdüzü Belediyesi ve Medicana işbirliği ile başlayan Gebe okulu başladı. 1 ay sürecek, sertifikalı bir program. Kendimi hayli yetersiz hissettiğim için harika bir fırsat oldu. Haftada bir gün olacak. Hamilelik süreci, bebek bakımi, anne ve bebek beslenmesi vs. birçok farklı konuda bilinçlenmek için özellikle benim gibi yeni anneler için faydalı olacağını düşünüyorum. İlk hafta gayet güzeldi inşallah hep böyle devam eder. Annem yanımda çok şükür. Uzun süre bizi idare edecek yemek stoğumu da yaptı sağolsun. Ne yemek ne temizliğe el sürmemeye devam ediyorum. Annem gidince gücüm inşallah bir nebze de olsa gelmiş olur inşallah. Ama geçmiş haftalara göre yine de çok daha iyi hissediyorum. Her gün yarım saat yüremeye de özen gösteriyorum.



17.hafta -21.hafta : Kendimi çok daha toparladığım ve neredeyse eski halime döndüğüm için bu haftalarda düzenli yazamadım:) 17.haftanın başlamasıyla enerjimi eski gücümü yavaş yavaş toplamaya başladım, buzdolabini acabildim, yemek yapmaya basladim. Dogal olarak yemek yemelerim de bir düzene girdi. Düzene girmesiyle beraber tabii ki kilo almaya başladım. Bu haftanın sonuna kadar toplam 4 kilo aldım. Bu arada iki doktor kontrolü daha geçirdik. Cinsiyet için de hala net degiliz cunku bizim minik bir turlu kendini göstermiyor:)
Doktorumuz %70 erkek dedi yine de. Ama biz erken hazırlık yapmıyoruz yine de. Önümüzdeki hafta detaylı ultrasona giriyoruz bakalım. Okuduklarıma göre detaylı ultrasonda cinsiyet kesin olarak belli oluyormuş. Onun dışında detaylı ultrason bebeğin tüm organlarının hatta tırnaklarına kadar incelendiği ve yaklaşık yarım saat suren bebeğin saglik durumu hakkinda genis bilgi alinan bir uygulama. Perinatolog tarafından yapılıyor. İstanbul'da perinatolog, detaylı ultrason fiyatları almış başını gitmiş durumda, 1350-225 TL arası değişen fiyat sıkalası var. Randevular hep yoğun o yüzden min. 1-2 hafta bekliyorsunuz. Biz 225TL :) olan Nisa Hastanesi Op.Dr. Reyhan Demirbaş' a gideceğiz. 
Bu arada Gebe Okulu'm bitti. Çok keyifliydi, farklı bir tecrübeydi. 
Bebek bakımı, çocuk eğitimi, anne-baba olmakla ilgili kitaplar okuyorum. Bilmediğim ne kadar çok şey var gerçekten. Doğru bilinen yanlışlar da cabası. Bir bebek beklerken, dünyaya yeni bir birey kazandırırken üzerimize düşen görev öyle önemli ve büyük ki. Bu yüzden yapılacak şeyler sadece onun için en özel odayı hazırlayıp en güzel kıyafetleri almakla sınırlı değil. Onun duygusal, ruhsal, sosyal gelişimi için elimizden geleni yapmaya çalışmak ve bunun için de bol bol okumak. Günümüz anne-babaları geçmişteki büyüme tarzımızı çok eleştirselerde yine de okumayı tercih etmiyorlar, bu çok acı.
7.Mayıs'tan itibaren bebeğim artık gün içinde bana haretlerini hissettiriyor. Bu anlatılmaz bir duygu. Çok heyecan verici:)
Göbeğim, artık hamile olduğum anlaşılacak kadar büyüdü.

22.hafta-26.hafta : Son randevumuzda kilo kontrolü konusunda uyarı aldım:/ Aslında hiç kaçırmamaya çalışıyordum ama yine de saatler konusundaki yanlışlıklarım sebebiyle bu doğal olarak kiloma yansımış. Tabii yürüyüşleri düzenli yapmadım bir de üzerine kabızlık sorunu eklenince tartıdaki rakamlar söz dinlemiyor. Doktorum tabii ki kaçamaklar yapabileceğimi ama bunun düzenli hale getirmemem gerektiğini söyledi.
Bir de zamanı gelen detaylı ultrasonumuz var bir önceki dönemde bahsettiğim. Önemine istinaden insan giderken biraz geriliyor tabii her hangi bir olumsuzluk var mıdır acaba diye...Doktor karnıma koyar koymaz bir baktım bizim minik açmış ayaklarını "anne ben erkek oldum" diyor:) öncelikle cinsiyetle ilgili kafa karışıklığımız 22. Hafta itibari ile sonuçlandı:)
Didik didik incelenen miniğimle ilgili çok şükür her hangi bir sorun gözlenmedi. Sadece sol kalp kapakçığında parlaklık var dedi doktor. Bunu rapora yazmak zorundayım ama önemli birşey değil, doğduktan sonra takibi de yapılmıyor. Endişelenecek birşey olmadığını teksar tekrar söyledi. Bizde peki dedik, Allah'a emanet zaten o...
Sonra arkadaşım Gülşah'la konuştuk o da yeni doğum yaptı bahsetmiştim. Barış içinde detaylı ultrasonda aynı şey söylenmiş. Şimdi Barış bal topu gibi gayet sağlıklı...Bu biraz daha içime su serpti. Sizlere de aynı rapor verilirse endişelenmeyin olur mu?


(Hoşgeldin 7.ay pozumuz olsun bu da)

Onun dışında tabii artık cinsiyetinde netleşmesiyle 24. Hafta itibari ile alışverişler için hareketlendik. Oda, bebek arabası, beşik için unisex tercihler yapıp gelecekde de nasipse kullanmak istediğimiz için daha önce karar vermiştik zaten. Alışveriş için de bir liste hazırlamak başlamadan önce önemli bence. İnsanın içi içine sığmıyor gerçekten ama beğendiğimiz herşeyi almak mümkün olmadığı için planlı hareket etmekte fayda var. Bende ilerleyen haftaların yazılarında inşallah ayrıca bu detayları da paylaşacağım.

 İsim konusunda nettik aslında ama kız olsaydı sanki uzlaşamayacaktık gibi Furkan'la...Neyse ki miniğimiz erkek:) Hiç tereddüt etmeden "Harun" dedik. Pırıl pırıl girdi hayatımıza, adı gibi hep aydınlık hep parlak olsun inşallah. 

 Kilo konusuna da bu ay inanılmaz hassasiyet gösterdim. Haftanın hergünü kırmızı et mutlaka yedim. Akşam yemeğinden sonra süt dışında hiçbirşey tüketmedim. Hergün mutlaka yürüyüş yaptım. Kaçamak yaptığım yani hamurişi ve tatlı yediğim günlerde iki kat fazla yürüyüş yaptım. Badem ve ceviz yemeği ihmal etmedim. Günlük 1000mg kalsiyum almamız gerektiği için; bir dilim az tuzlu peynir, bir büyük kase yoğurt, iki büyük bardak süt içmeye çalıştım. 6-8 öğün yemeğe gayret ettim. Sabah 1 dilim tam buğday hariç ekmek tüketmedim. Makarna ve pirinç yemedim. Ödemin şimdiden önüne geçmek için az tuzlu peynir ve zeytin tükettim, yemeklere de az tuz attım. Hergün mutlaka bol zeytinyağlı salata tükettim. Salata ve yürüyüş sayesinde kabızlığın üstesinden geldim. Günde en az 3lt de su içiyorum. Genel olarak bu şekilde bir beslenme yolu izliyorum. Bu şekilde 1 ayda 2,5 kilo aldım. Hamilelikte metabolizma daha da yavaş çalışıyor. Bu beslenme şeklini hamile olmadan uygulasam tabii ki kilo verebilirdim:) Ama adı üzerinde hamileyiz. Önemli olan bebeklerin ve bizim en sağlıklı olacağımız şekilde 40 haftayı tamamlamak. Böyle beslenme uzmanı gibi yazdığıma bakmayın. Son 1 haftadır doymuyorum. Sürekli bir açlık halindeyim. Yiyecekleri belli bir oranda değil ne kadar varsa hepsini yemek istiyorum:) Yani tam bir göz açlığı. Tabii ki kendimi tutmaya çalışıyorum. Çünkü tutmalıyım;)

05 Haziran 2015

ANNE Mİ OLUYORUM? Hafta Hafta Gebelik Halleri- İlk 3 ay 1.trimester

Merhabalar :)
Yazının başlığından da anlaşılmıştır bu uzun aranın sebebi. Evet tam da öyle...Ben anne oluyorum!Öncelikle her günü apayrı duygularla süren anneliğe yolculuğumu burada da paylaşmak istedim ve her hafta küçük notlar alarak 9 ayı üç bölüme ayırdım. Yeni hamileler ve anne adaylarına faydalı olabilir, olmazsa da burada benden ve bebeğimden bir anı olarak kalsın dedim.
Yazılarımdaki tüm hislerimi ve bu süreci isteyen herkesin yaşaması için en içten şekilde dua ediyorum. Rabbim nasib etsin inşallah.

Şu anda 25.haftadayım. Artık blogumda da paylaşmanın zamanı dedim ve ilk üç aylık gebelik sürecimde neler yaşadım aşağıda sizlerle...

Bu kış İstanbul'daki en yoğun karlı günden bir kare...Muhtemel birkaç saat önce kusmuştum:(



4.hafta: İçimde gelgitler yaşıyorum. Evet hamileyim... Yok yok değilimdir... Test yapsam, yok ya daha erken. İçim içime sığmıyor meraktan. Başka hiçbirşey düşünemez hale geldim. Tek soru-tek cevap... Hepsi bu. Gebelikhesaplaması.com sitesine son adet tarihimin ilk gününü ve adet aralık sayımı yazarak hamileysem kaç haftalık olduğunu hesapladım. Eğer doğruysa 4.haftalıktı. Adet günü gecikmesi dışında hiçbir belirti yok.

5.hafta: Hafta başlarken merakımın daha fazla önüne geçemeyip test yaptırmaya karar verdim. Evde yapılan idrar testlerinde hata payı olduğundan kan testini (beta-hcg) tercih ettim. Değer 50'den yüksekse hamileydim. Ve değer 802.40 çıktı. Evet hamileydim. Kalbim yerinden çıktı ve başımın üstündeydi sanki. Eve gelince hemen şükür namazı kıldım. Bize bir emanet gönderiyordu, ona sahip olabilmek nasıl nasıl bir duygu olacaktı??? O gece uykuya dalmak çok zor oldu. Beta-hcg değeri 48 saatte bir iki katına çıkması gereken gebelik hormonunu ölçen test. Yani testin belirli aralıklarla tekrar edilmesi önemli. Bende bundan sonra iki kez daha yaptırdım. Artış olması gerektiği gibiydi, buna seviniyordum.  İlerleyen günlerde internetteki bilgi yığınlarını ve herkesin farklı tecrübelerini okudukça içimdeki mutluluk yerini huzursuzluk ve gerginliğe bıraktı. 
Okuduklarıma göre, beta-hcg degeri hamile olduğunu gösterse bile bu gebelik kimyasal yani dış gebelikte olabilir. Böyle bir durumda gebelik kısa sürede düşükle sonuçlanacak ya da kürtajla alınması gerecekti. Diğer bir konu, bebeğin haftalık gelişimini doğru tamamlayamaması sonucunda gelişememesi ve gebeliğin kürtajla sonlanması gerektiği. Tabii ki bunlar gerçekler, yani insanların tecrübe ettiği şeyler fakat herkesin başına böyle durumlar gelmeyebilir. Benimki tabii ki ya benim başıma da gelirse endişesi...
Bu endişenin (düşük riskinin) aslında ilk 3 ay yani 1.trimester boyunca süreceğini öğrenmemle artık kara kara bu süre nasıl geçecek diye düşünmeye başladım. 
Bu arada normalde sürekli olarak demir eksikliği sıkıntısı çektiğim için aile hekimime sık sık kontrole gidiyorum. Hem bu durumu paylaşmak hemde yeni bir demir depoları kontrolü için aile sağlığı merkezine gittim. Gebelikle ilgili kontrol testleri ve demir depolarımla ilgili testler yapıldı. Demir depolarım normal düzeye geldiği için ve gelecek dönemde mide bulantısı sebebiyle demir ilacının midemi rahatsız edeceğinden doktorum ilacı kesti. Sadece Folik asit içmeye devam et dedi. Folik asit gebelik öncesi ve 1.trimesterda bebeğin gelişimi için çok değerli olan hatta olmazsa olmaz bir vitamin. Ben gebelik öncesinde kan ilacımda üçlü olarak B12-Demir-Folik asit bulunduğundan kullanmış oldum. 

Bu sürede içime su serpecek nokta ise bebeğin kalp atışlarını duyma ihtimalimiz olan 6.hafta, ilk doktor randevumuz olacak. Bu arada saclarımdaki yaglanmaya anlam veremiyorum. İnanılmaz sıklıkta (sık idrar) wc seyahatlerim başladı. Özellikle gece işkence gibi...

6.hafta: İlk doktor randevumuz cuma günü. Giderek heyecanlanıp, gerginleşiyorum. 4. ve 5. Haftalarda internetten yaptığım araştırmalarla ilk randevu için hastane ve doktora karar verdim. Medicana Beylikdüzü-Op.Dr. Mehtap Derelioğlu. Doktorun yanına girmeden tansiyon ölçümü yapılıyor. Artık nasıl kendimi kastıysam tansiyonum yüksek çıktı. Neyse besmeleyle girdik doktorun yanına. Güler yüzü, odadaki hoş koku, nazik soruları, üslubu, odadaki düzen ve temizlik jinekologlara karşı ön yargımı kırmamı sağladı. Aile hekimimin yaptığı test sonuçlarını ve beta-hcg test sonuçlarımı da yanıma almıştım. Tabii öncesinde yapılan testlerin olması doktorun daha detaylı konuşabilmesini sağladı. Kilo ve boyuma bakıldı, ailedeki kalıtsal hastalık vs. Olup olmadığını konuştuk. Geldik en heyecanlı bölüme... Ultrason..."evet gebelik kesesini görüyoruz. Bakalım kendini bize gösterecek miii? Eveeet işte orda hani şu pır pır hareketli görünen mercimek tanesi. Kalp atımları başlamış olabilir ama çok küçük bakalım dobler algılayacak mııı?" Derken güm güm güm güm diye sesi duyuldu. İşte bir mercimek kadar insan yavrusundan çıkan bu kalp atış gümbürtüsü mucizenin ta kendisiydi. Gel de inanma!!! Herkes o an gözyaşlarını tutamaz ya ben de kahkaha atmaya başladım:) İştahım açık ama tuhaf bir hal, eskisi kadar çok yiyemiyorum. Saçlarımdaki aşırı yağlanma ve sık sık wc ziyaretlerim sürüyor. Bu hafta canim çiğköfte istedi. 

7.hafta: Kendimi yataktan kaldırıp koltuğa koltuktan kaldırıp kanepeye atıyorum. Oturduğum her yerde her an uyuyabiliyorum. İştahım iyiden iyiye yok olmak üzere. Sabahları kahvaltılıklardan tiksinir oldum. Sadece çorba içebiliyorum. Günün her anı özellikle mutfağa girince ve çeşitli kokular alınca midem bulanıyor. Bu mide bulantılarına çubuk kraker gerçekten ilaç gibi. Tatlı şeylerden de tiksiniyorum. Çay tiryakisi ben sırf şekerli içtiğim için ondan tiksinir oldum. Elma ve ayvayı hazmedemediğim için kustum. Bir daha da yemedim. Hazımsızlıkla başım belada.  Zaten sadece çorba ve meyve yiyebiliyorum onu bile sindiremiyorum. Turşu yemek hoşuma gidiyor. 

8.hafta: Halsizlik ve uyku halim sürüyor. İştahsızlığım hızla devam ediyor. Yumurta, süt, peynir, et, tavuk, balık vs. ev yemeklerinin birçoğundan tiksinir oldum. Hayatımın her yaşında hep kilo problemi yaşayan, iştahta sınır tanımayan, tokken bile bir şeyler yiyebilen biri olarak bu denli iştahsız ve neredeyse hiç birşey yiyemediğim bir dönem hatırlamıyorum. Şu günlerde kendime inanamaz oldum. 
Hayattan bezmiş gibiyim sanki. Hiç birşey yapmak istemiyorum. Yemek, temizlik, ütü vs. hiç birşey yapamıyorum. Dışarı çıkmak, gezmek ve sosyal hayat sanki işkence. Trafikte kalınca mide bulantılarım katlanıyor ve kusma ile sonlanıyor. Bu hafta canim patates istedi.

9.hafta: Patates kızartması ve biber kızartması, sosyete mantısı, simit ve poğaça yiyebildim. Bu haftanın çorba dışında yemeksel gelişimi hiç fena değil. Sanırım bir tık daha iyiyim geçmiş haftalara göre. 9+3'te ikinci kontrol için doktorun yolunu tuttuk. Birinci gibi olmasa da yine gergindim. Hep bir terslik olacak gibi hissettim. Ama çok şükür gelişimi çok iyiyimiş. 9+5 büyüklüğüne ulaşmış. Hareketlerini gördük, yatıyordu, minyatür bir bebek yani. Tarifsiz bir his...Ben 3 kilo vermişim. Bulantı için tablet verdi. Tek umudum biraz rahatlatması. Bu hafta canim pinkberry yogurt dondurma istedi. 

10.hafta: Eşimin parfüm kokusuna dayanamaz hale geldim. Bu hafta bulantı tableti almaya başladım. Faydası oldu gerçekten. Ama yine de kokular çok etkiliyor. Bu hafta yine birkaç kez kustum. İlaç aldigim icin bulanti gecmis gibi geliyor bosuna icmeyim diyorum icmeyince de beni perişan ediyor. Zor gunler... Allah yardimcim olsun. Kursa gittim, degisiklik iyi geldi ama uzun sure oturmak kuyruk sokumu agrisi yapiyor. Cok fena... Bu hafta canim patlicanli borek ve tarcinli kek istedi. 

11.hafta: Tüm sıkıntılarım tam gaz devam ediyor. Bugün yarın ha geçti haa geçer diye sabrediyorum. Kusmuyorum diyemiyorum. Tablet almama rağmen tuhaf anlarda bir koku bir görüntü hemen öğürmeye başlıyorum. Kendim yapmadığım sürece çorba dışında birkaç farklı şey yiyebiliyorum. Ve böylece ilk üç ayımı sadece kendimle ilgili sorunlarla ćok şükür ki atlatıyorum. 

12.hafta: Okuduklarıma ve doktorumun söylediklerine istinaden bu hafta bu halimin sonlanması ve "hamileliğin balayı" günlerine başlamam gerekiyor. Ama benim bu enerjisiz, bulantılı, iştahsız halim devam ediyor ne yazık ki. Cinsiyetle ilgili hafif hafif meraklanmalar başladı bizde de. Hiçbir cins için aşırı arzu hissetmiyorum. İkisi için de eşit sevineceğime eminim. Beni kim görse kız olur kız diyor:) Kısmet. Benim doktor da 16. Hafta dolmadan ipucu vermiyormuş. Haftaya kontrol var ama cinsiyet için merakımı durdurmaya calışıyorum. Aslında bebeğime ismiyle hitap edebilmek onunla konuşabilmek için cinsiyet için heyecanlanıyorum. Evet her iki cins için de isimlerimiz hazır. Sağlıkla inşallah.

13.Hafta : Bu hafta 3. Muayene haftamizdi. Benim yasadigim olumsuzluklardan cok sükür ki bebegim etkilenmemis. Gelisimi önden gidiyor:) bu yuzumu gulduruyor. Annelik simdiden basladi. Kendini degil sadece onu dusunmek... Cok farkli gercekten. Onun disinda artik folik asit ve bulanti ilacini kullanmayi biraktim. Multivitamin ile devam edecegim. Ve ikili test( Down sendrom testi) yaptirdik. Cok sukur sonuclar temiz/normal cikti. Sukurler olsun. Yemem gerekenleri yiyemedigim icin doktorum tatli tatli fircaladi beni. Kussan da yemek zorundasin dedi. Bulanti ve istahsizlik ve zorunlulukla hersey daha zor gidecek gibi... 



29 Ocak 2015

Toplumdaki müstehcen algısının eksik kalan kısmı

Bu nasıl bir giriş dediniz farkındayım...Ama içimdekileri en iyi özetleyen cümle sanırım bu.

Toplumda öğretilegelmiş bir müstehcen listesi var. Ama nedense çok değerli bilirkişilerin bu listeye ilave etmeyi atladıkları bir takım meseleler var. Genellikle de çok meraklı "elalemin" gündemini oluşturan bu meselelerden bahsetmek istiyorum biraz. Toplumda neredeyse 10da 9umuz bu meselelerden yaka silkip rahatsız olurken bizi bu hale getiren kim???

Şimdi insanların hadlerinin çok üzerindeki bu müstehcen konuları toplumda nasıl konuştuklarını örnek diyaloglarla yazmaya çalışacağım...

(Çocuğu olmayan yeni evli bir kadına...)

Q: Sende çocuk yok mu?

K: Yok, kısmet...

Q: Bekleme bekleme, yaşın geçti mi zor olur bak.

K: Kısmet. (Konuşmak istemediği için tek kelimelik cevaplar verir ama...)

(Bir başka çok meraklı "elalem" söze girer)

W: Korunuyor musun yoksaaaa?

K: Kem küm şeee ımmm....

W: Korunma bak o ilaçları içen falanın kızı filan kısır kalmışşşşşşş.

(Cevap alamayınca tekrar lafa girer.)

W: Yoksa kısır mısın??? Ayyy eşinden mi senden mi? Olsun tüpbebek var...

K: ...(Cevap vermediği için konunun kesileceğini sanırken buralara geleceğini düşünmemişti tabii...)

(Bir başka çok meraklı "elalem" tekrar sözde...)

S: Falanın kızı filan hamileymiş.

K: Hayırlı olsun.

S: Onlar sizden sonra evlenmişti di miiii?? ( Aslında sorunun cevabını bilir)

K: Evet.

S: Sizin de olur sizin de üzülme!!!

K: (Üzüldüğümü de nereden çıkardı bu kadın,bizden sonra evlenenlerin bizden önce çocuğunun olmasına neden üzüleyim ki xnkjsxhsjxh )

(Hamile bir kadına...)

X: Bak sen yeni hamilesin bilmezsin kocanla beraber olma çocuğun gidiverir alimallahhh.

K: Hımm.

(Yeni doğum yapmış lohusa kadına...)

R: Bu çocuk çok küçük/zayıf senin sütün yetmiyor kesin, ayyyy zaten göğüslerinde ufakmışşş.

(Çocuğunu düşük yapmış bir kadına...)

T: Bak falan filan da düşük yapmış.

K: Geçmiş olsun. (Sanki başkasının düşük haberini duyunca sevinçten havalara uçacak.)

T: Bak ben haberlerde dinlendim zırt pırt yemek düşük yapıyormuş, Makyaj yapmak kısırlık yapıyormuş vs vs vs...

K: Hı. (Ne düşük yapıyor senden iyi bildiğim kesin!!! demek ister tabii ki diyemez.)


Bunlar en belirgin ve öne çıkanlar aslında daha da fazlası var sizde biliyorsunuz, birçoğumuz yaşıyoruz. Bu kadarını bile gerçekten utançla yazıyorum daha fazlasını yazamam sanırım.

Yalnız ben ve benim gibilerin haya duygusu bu gibi şeyleri konuşmayı değil duymayı bile kaldıramazken toplumumuzdaki bu genişlik hep var mıydı yoksa yeni mi oldu onu bilemiyorum işte.

Elalem sadece kadınlar da değil artık. Erkekler de aynı derecede cüretkar ve kadınlı erkekli bir toplumda bir kadının sütünün olup olmadığı konuşulabiliyor, çocuğu olmayan insanlara çeşitli ima ve baskılar yapılabiliyor.

Yatak odasındaki hayatımızı ortalıkta konuşabilmek mi doğru olan yani ya da bir insan hangi kafada bir başkasına "korunuyor musun" sorusunu sorma haddine ulaşır.

Bu soruların cevaplarıyla ilgili birçok insan yaralı aslında. Neden insanların bu yaraları üzerine gidilir ki, hangi iyi niyetle. Zaten bazen sadece bir kişiyi bazense çift kişiyi ilgilendiren özel durumlar neden toplumda konuşulmak açıklanmak zorunda olsun ki.

Bu soruyu/soruları sorma haddindeki kişi/kişiler tv'de öpüşme sahnesi olunca kanal değiştirir, sokakta elele gezen sevgililileri ayıplar, açık saçık giyinen hanımları yerden yere vururlar....

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu değil mi? İşte toplumdaki müstehcen algısının eksik kalan kısımları da tam burda gözümüze sokuluyor sanki...

Bazen saygıdan, bazen ilişkileri bozmamak adına bazense sadece gönül kırmamak için bu utanç verici ve hadsiz konuşmaları kesemiyoruz. Hak edilen cevapları veremiyoruz.

Son zamanlarda çok düşünüyorum acaba bu insanları cevap vermeye vermeye biz mi bu hale getirdik???


Haddimizi bildiğimiz, ar damarımızı sağ salim tuttuğumuz, akıl sağlığımızı koruduğumuz günlere....



Zehra Görgülü Ölmez









23 Ocak 2015

Arkadaşlarla Tatile Gitmek Vol.6 Kekova Yat Turu Ve Kaş Gezimiz

(Nihayet son tatil yazımı da neredeyse üzerinden yıl geçiyorken yazıyorum.)

Tulum: Özel Dikim
Sandalet: Penti
Çanta: River Island
Şal: Armanda

Kalkan'dan Kaş'a doğru giderken işte bu manzarayla büyülenebilirsiniz.
Hem Kaş'ta biraz vakit geçirmek hem de ertesi gün merak ettiğimiz Kekova'ya nasıl gideceğimizi araştırmak için çıktık o gün.





Bu tatille beraber Ege ve Akdeniz'de görmediğim bir yer kalmamış oldu. Bir genelleme yapacak olursam havasından mı suyundan mı bilmiyorum ama yöre halkındaki sanatçı ruh, tasarım merakı ve üretkenlik her an her yerde karşınıza çıkıveriyor.


İşte bunlardan birkaçı da bu eski çanta ve pantolonların saksı olma maceraları olmalı :)


Her yer rengarenk boyanmış ama yine de Bodrum mavisi hakimiyetini koruyor:)
Salkım salkım begonvillerle aşk yaşamamak, bakmaya doymak ve şükretmemek mümkün değil.





Kediler bile yöre ruhuna adapte haldeler sanki. Hepsi her an farklı artistik pozlarda. Mesela yukarıdaki " haberim yokmuş gibi çek panpa" havalarında, aşağıdaki ise begonvil yaprakları içinde romantizm yaşıyor sanki :)





Aradan aylar geçtikten sonra yaz tatili yazan ben, şimdi "ahhh biraz daha tadını çıkarsaydım" diye vahlanıyorum bile. Çift çift tatil yapmak bence denenmeli diyorum. Bir oyun gibi, rüya gibi, çok keyifli ama bir o kadar kısa anlardan biriydi.



Gömlek: Özel Dikim
Pantolon : Koton
Sandalet: Beymen
Çanta: River Island
Şal: Armanda


Dekorasyonun dibini yaşamak için tam da mekan buralar diyorum. Oradan buradan toparlanmış gibi görünen ve aynı zamanda birbiriyle bir o kadar ahenkli görünen tarz...
Çeşit çeşit sandalye ve masa...En çok da ferforjeler beni kalbimden vurdu itiraf etmeliyim.
Kaş merkezde yapacak çok da birşey yok aslında, ufak turisttik butikleri olan çarşısı ve bu birbirinden özel dekorlu mekanları ile şahsına münhasır bir yer.






Kaş'ta biraz gezdikten sonra ertesi gün Kekova'ya gitmek için bir turla anlaştık. Kişi başı 60lira ödeme yaptık. Tur programında, kekova batık şehir, kaleköy, akvaryum koyu, korsan mağarası vs. bölgede denizden gezilecek yerler vardı. Tam gün bir programdı. Tatilimizin son gününü de böyle dolu dolu bir programla kapatmak istedik.



Tur sabah 10'da Kaş'tan kalkacaktı. O yüzden ertesi gün yine Kaş'taydık. Tavsiyeler üzerine hemen sahildeki Taşbahçe'de kahvaltı ettik. Tek kelime ile bayıldım. Hem sunum hem de lezzetler ....Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın derim.




Herşeyin sunumu öyle özenli ve orjinaldi ki bir ara neyi fotoğraflayacağımı şaşırdım :)



Turumuz akvaryum koyundaki ilk molayla başladı. Ben böyle deniz ömrümde görmemiştim. Yukardan bakıldığında aşağısı A'dan Z'ye görünüyor. Adı üzerinde sahiden de akvaryum...Burada yüzmek ve dalmak isteyenler için mola verildi. Ayağımın yere değmediği hiçbir yerde giremiyorum malesef ama orayı kaçırmak istemedim. Bir cesaretle elime bir makarna aldım ve girdim. İyi ki yapmışım, eğer korksaydım kendimi hayli suçlardım özellikle de şimdi :)


İkinci durağımız Likyalılardan kalma, depremle su altında kalan ve o zamandan bu zamana bir su altı müzesi olarak korunan batık şehirdi. Bir bölümü su altında bir bölümü su üstünde. Su üstündeki bölüm zaten detaylarıyla çok anlaşılır haldeydi. Gördüğünüz gibi basamaklar görünüyor. Su altı da suyun berraklığından dolayı çok rahat inceleyebildik. Bazı bölümlerde yatın alt bölümündeki kapakları açtılar ve oradan kırık testi ve kalıntıları çok net olarak gördük.





Kaleköy, ulaşımı sadece denizden olan birkaç butik işletmesi olan ufacık bir ada. Dondurmasının meşhur olduğu tur rehberi tarafından defalarca tekrar edilince biz de deneyelim dedik. Dondurma yerine kazık yedik. Olur de oralara giderseniz sakın ha ezilmiş buza karıştırılan meyve sularıyla dondurma diye yutturulan o şeyi ağzınıza almayın. Ne olduğu bile belli değil. İki top için 20lira ödediğimizi de söylemeden edemeyeceğim....!






Korsan mağarası, şeklinden dolayı böyle adlandırılmış aslında. Kayaların yörede meydana gelen depremler sonucunda içi oyulmuş bu hali almasından sonra dilden dile uydurulan birşeymiş. Ama hala inananlar da var...





Ve böylelikle 2014 yaz tatili yazılarımı kış ortasında bitirdik. İnşallah yararlı yazılar olmuştur ve niyetliyseniz gitmeye benden de selam söyleyin oralara...:)

Sevgiyle

Zehra Görgülü Ölmez

14 Ocak 2015

Arkadaş doğumu :) 3.kez teyzelik sevinci

Uzun zamandır hayatınızda olan insanların en mutlu anlarına şahitlik edebilmek ve hayatlarındaki bu değişiklikleri seyretmek gibisi var mı?

İşte bunlardan en güzeli de yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen, acı-tatlı birçok anıyı beraber göğüslediğiniz, birbirinizin anıları ve büyümesine şahit olurken bir de bakmışsınız büyümek için ondan bir parça da gelmiş dünyaya...

Gerçek yeğeninizin doğum sevincine en yakın olan duygu da en yakın arkadaşların doğum sevincini yaşamak bence. İşte bundan 47 gün önce bal suratlı 3.yeğenim, 9 aylık yolculuğunu tamamlayıp bize bu sevinci yaşattı, şükürler olsun.

Barış...Özellikle de bugünlerde karışık, karmaşık, acılı, düşmanca dünyaya, adına münhasır Barış getirsin inşallah.

Gülşah, bu yaz tatiline beraber gittiğimiz arkadaşım hani hatırlarsınız. Tatilimiz sırasında Barış'da annesinin karnında bizimleydi aslında. Bu blogda Gülşah'ın düğünü de var, tatilimiz de ve şimdi minik prensi de. Ahh ahhh...Zaman ne kadar hızlı akıyor değil mi? Neyse bu konuya hiç girmeyelim.

Hislerimi paylaşmadan edemem işte, gelelim Barış'a minik hediyelerime...





Biliyorsunuz artık instagram hesabım yok. Fakat nadir de olsa alışveriş için ihtiyaç duyabiliyorum. Bu yüzden paylaşım olmayan bir hesap açıp oradan bu isimliği bulup sipariş verdim. Çok şeker ama değil mi. Özellikle sonundaki wos wos araba beni benden aldı:)



Benim el emeğim olmadan olmazdı ama:) Çarpı işine hazır el atmışken ikinci çalışmamı da Barış için hazırladım. Şablonum Tuva Yayıncılık- Motif Kitabı'ndan.

İsimliği ile uyumlu wos wos'lu bu nevresim takımını da bulmuşken hediyelere keyifle ekledim:)

Nevresim Takımı : English Home
İsimlik : rengin tasarım atölyesi (Instagram)
Kanaviçe pano : Benim çalışmam


Barış'ın yumuk elleriyle dualar size olsun, Allah bütün abileri ve ablalarını hayırlı muradlarına kavuştursun inşallah. Amin.
Barış'a da hayırlı ömürler ve maşallah yok mu? :)


Masumiyetle...
Zehra Görgülü Ölmez


);