ZEHRA NE SÖYLER*

29 Ocak 2015

Toplumdaki müstehcen algısının eksik kalan kısmı

Bu nasıl bir giriş dediniz farkındayım...Ama içimdekileri en iyi özetleyen cümle sanırım bu.

Toplumda öğretilegelmiş bir müstehcen listesi var. Ama nedense çok değerli bilirkişilerin bu listeye ilave etmeyi atladıkları bir takım meseleler var. Genellikle de çok meraklı "elalemin" gündemini oluşturan bu meselelerden bahsetmek istiyorum biraz. Toplumda neredeyse 10da 9umuz bu meselelerden yaka silkip rahatsız olurken bizi bu hale getiren kim???

Şimdi insanların hadlerinin çok üzerindeki bu müstehcen konuları toplumda nasıl konuştuklarını örnek diyaloglarla yazmaya çalışacağım...

(Çocuğu olmayan yeni evli bir kadına...)

Q: Sende çocuk yok mu?

K: Yok, kısmet...

Q: Bekleme bekleme, yaşın geçti mi zor olur bak.

K: Kısmet. (Konuşmak istemediği için tek kelimelik cevaplar verir ama...)

(Bir başka çok meraklı "elalem" söze girer)

W: Korunuyor musun yoksaaaa?

K: Kem küm şeee ımmm....

W: Korunma bak o ilaçları içen falanın kızı filan kısır kalmışşşşşşş.

(Cevap alamayınca tekrar lafa girer.)

W: Yoksa kısır mısın??? Ayyy eşinden mi senden mi? Olsun tüpbebek var...

K: ...(Cevap vermediği için konunun kesileceğini sanırken buralara geleceğini düşünmemişti tabii...)

(Bir başka çok meraklı "elalem" tekrar sözde...)

S: Falanın kızı filan hamileymiş.

K: Hayırlı olsun.

S: Onlar sizden sonra evlenmişti di miiii?? ( Aslında sorunun cevabını bilir)

K: Evet.

S: Sizin de olur sizin de üzülme!!!

K: (Üzüldüğümü de nereden çıkardı bu kadın,bizden sonra evlenenlerin bizden önce çocuğunun olmasına neden üzüleyim ki xnkjsxhsjxh )

(Hamile bir kadına...)

X: Bak sen yeni hamilesin bilmezsin kocanla beraber olma çocuğun gidiverir alimallahhh.

K: Hımm.

(Yeni doğum yapmış lohusa kadına...)

R: Bu çocuk çok küçük/zayıf senin sütün yetmiyor kesin, ayyyy zaten göğüslerinde ufakmışşş.

(Çocuğunu düşük yapmış bir kadına...)

T: Bak falan filan da düşük yapmış.

K: Geçmiş olsun. (Sanki başkasının düşük haberini duyunca sevinçten havalara uçacak.)

T: Bak ben haberlerde dinlendim zırt pırt yemek düşük yapıyormuş, Makyaj yapmak kısırlık yapıyormuş vs vs vs...

K: Hı. (Ne düşük yapıyor senden iyi bildiğim kesin!!! demek ister tabii ki diyemez.)


Bunlar en belirgin ve öne çıkanlar aslında daha da fazlası var sizde biliyorsunuz, birçoğumuz yaşıyoruz. Bu kadarını bile gerçekten utançla yazıyorum daha fazlasını yazamam sanırım.

Yalnız ben ve benim gibilerin haya duygusu bu gibi şeyleri konuşmayı değil duymayı bile kaldıramazken toplumumuzdaki bu genişlik hep var mıydı yoksa yeni mi oldu onu bilemiyorum işte.

Elalem sadece kadınlar da değil artık. Erkekler de aynı derecede cüretkar ve kadınlı erkekli bir toplumda bir kadının sütünün olup olmadığı konuşulabiliyor, çocuğu olmayan insanlara çeşitli ima ve baskılar yapılabiliyor.

Yatak odasındaki hayatımızı ortalıkta konuşabilmek mi doğru olan yani ya da bir insan hangi kafada bir başkasına "korunuyor musun" sorusunu sorma haddine ulaşır.

Bu soruların cevaplarıyla ilgili birçok insan yaralı aslında. Neden insanların bu yaraları üzerine gidilir ki, hangi iyi niyetle. Zaten bazen sadece bir kişiyi bazense çift kişiyi ilgilendiren özel durumlar neden toplumda konuşulmak açıklanmak zorunda olsun ki.

Bu soruyu/soruları sorma haddindeki kişi/kişiler tv'de öpüşme sahnesi olunca kanal değiştirir, sokakta elele gezen sevgililileri ayıplar, açık saçık giyinen hanımları yerden yere vururlar....

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu değil mi? İşte toplumdaki müstehcen algısının eksik kalan kısımları da tam burda gözümüze sokuluyor sanki...

Bazen saygıdan, bazen ilişkileri bozmamak adına bazense sadece gönül kırmamak için bu utanç verici ve hadsiz konuşmaları kesemiyoruz. Hak edilen cevapları veremiyoruz.

Son zamanlarda çok düşünüyorum acaba bu insanları cevap vermeye vermeye biz mi bu hale getirdik???


Haddimizi bildiğimiz, ar damarımızı sağ salim tuttuğumuz, akıl sağlığımızı koruduğumuz günlere....



Zehra Görgülü Ölmez









23 Ocak 2015

Arkadaşlarla Tatile Gitmek Vol.6 Kekova Yat Turu Ve Kaş Gezimiz

(Nihayet son tatil yazımı da neredeyse üzerinden yıl geçiyorken yazıyorum.)

Tulum: Özel Dikim
Sandalet: Penti
Çanta: River Island
Şal: Armanda

Kalkan'dan Kaş'a doğru giderken işte bu manzarayla büyülenebilirsiniz.
Hem Kaş'ta biraz vakit geçirmek hem de ertesi gün merak ettiğimiz Kekova'ya nasıl gideceğimizi araştırmak için çıktık o gün.





Bu tatille beraber Ege ve Akdeniz'de görmediğim bir yer kalmamış oldu. Bir genelleme yapacak olursam havasından mı suyundan mı bilmiyorum ama yöre halkındaki sanatçı ruh, tasarım merakı ve üretkenlik her an her yerde karşınıza çıkıveriyor.


İşte bunlardan birkaçı da bu eski çanta ve pantolonların saksı olma maceraları olmalı :)


Her yer rengarenk boyanmış ama yine de Bodrum mavisi hakimiyetini koruyor:)
Salkım salkım begonvillerle aşk yaşamamak, bakmaya doymak ve şükretmemek mümkün değil.





Kediler bile yöre ruhuna adapte haldeler sanki. Hepsi her an farklı artistik pozlarda. Mesela yukarıdaki " haberim yokmuş gibi çek panpa" havalarında, aşağıdaki ise begonvil yaprakları içinde romantizm yaşıyor sanki :)





Aradan aylar geçtikten sonra yaz tatili yazan ben, şimdi "ahhh biraz daha tadını çıkarsaydım" diye vahlanıyorum bile. Çift çift tatil yapmak bence denenmeli diyorum. Bir oyun gibi, rüya gibi, çok keyifli ama bir o kadar kısa anlardan biriydi.



Gömlek: Özel Dikim
Pantolon : Koton
Sandalet: Beymen
Çanta: River Island
Şal: Armanda


Dekorasyonun dibini yaşamak için tam da mekan buralar diyorum. Oradan buradan toparlanmış gibi görünen ve aynı zamanda birbiriyle bir o kadar ahenkli görünen tarz...
Çeşit çeşit sandalye ve masa...En çok da ferforjeler beni kalbimden vurdu itiraf etmeliyim.
Kaş merkezde yapacak çok da birşey yok aslında, ufak turisttik butikleri olan çarşısı ve bu birbirinden özel dekorlu mekanları ile şahsına münhasır bir yer.






Kaş'ta biraz gezdikten sonra ertesi gün Kekova'ya gitmek için bir turla anlaştık. Kişi başı 60lira ödeme yaptık. Tur programında, kekova batık şehir, kaleköy, akvaryum koyu, korsan mağarası vs. bölgede denizden gezilecek yerler vardı. Tam gün bir programdı. Tatilimizin son gününü de böyle dolu dolu bir programla kapatmak istedik.



Tur sabah 10'da Kaş'tan kalkacaktı. O yüzden ertesi gün yine Kaş'taydık. Tavsiyeler üzerine hemen sahildeki Taşbahçe'de kahvaltı ettik. Tek kelime ile bayıldım. Hem sunum hem de lezzetler ....Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın derim.




Herşeyin sunumu öyle özenli ve orjinaldi ki bir ara neyi fotoğraflayacağımı şaşırdım :)



Turumuz akvaryum koyundaki ilk molayla başladı. Ben böyle deniz ömrümde görmemiştim. Yukardan bakıldığında aşağısı A'dan Z'ye görünüyor. Adı üzerinde sahiden de akvaryum...Burada yüzmek ve dalmak isteyenler için mola verildi. Ayağımın yere değmediği hiçbir yerde giremiyorum malesef ama orayı kaçırmak istemedim. Bir cesaretle elime bir makarna aldım ve girdim. İyi ki yapmışım, eğer korksaydım kendimi hayli suçlardım özellikle de şimdi :)


İkinci durağımız Likyalılardan kalma, depremle su altında kalan ve o zamandan bu zamana bir su altı müzesi olarak korunan batık şehirdi. Bir bölümü su altında bir bölümü su üstünde. Su üstündeki bölüm zaten detaylarıyla çok anlaşılır haldeydi. Gördüğünüz gibi basamaklar görünüyor. Su altı da suyun berraklığından dolayı çok rahat inceleyebildik. Bazı bölümlerde yatın alt bölümündeki kapakları açtılar ve oradan kırık testi ve kalıntıları çok net olarak gördük.





Kaleköy, ulaşımı sadece denizden olan birkaç butik işletmesi olan ufacık bir ada. Dondurmasının meşhur olduğu tur rehberi tarafından defalarca tekrar edilince biz de deneyelim dedik. Dondurma yerine kazık yedik. Olur de oralara giderseniz sakın ha ezilmiş buza karıştırılan meyve sularıyla dondurma diye yutturulan o şeyi ağzınıza almayın. Ne olduğu bile belli değil. İki top için 20lira ödediğimizi de söylemeden edemeyeceğim....!






Korsan mağarası, şeklinden dolayı böyle adlandırılmış aslında. Kayaların yörede meydana gelen depremler sonucunda içi oyulmuş bu hali almasından sonra dilden dile uydurulan birşeymiş. Ama hala inananlar da var...





Ve böylelikle 2014 yaz tatili yazılarımı kış ortasında bitirdik. İnşallah yararlı yazılar olmuştur ve niyetliyseniz gitmeye benden de selam söyleyin oralara...:)

Sevgiyle

Zehra Görgülü Ölmez

14 Ocak 2015

Arkadaş doğumu :) 3.kez teyzelik sevinci

Uzun zamandır hayatınızda olan insanların en mutlu anlarına şahitlik edebilmek ve hayatlarındaki bu değişiklikleri seyretmek gibisi var mı?

İşte bunlardan en güzeli de yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen, acı-tatlı birçok anıyı beraber göğüslediğiniz, birbirinizin anıları ve büyümesine şahit olurken bir de bakmışsınız büyümek için ondan bir parça da gelmiş dünyaya...

Gerçek yeğeninizin doğum sevincine en yakın olan duygu da en yakın arkadaşların doğum sevincini yaşamak bence. İşte bundan 47 gün önce bal suratlı 3.yeğenim, 9 aylık yolculuğunu tamamlayıp bize bu sevinci yaşattı, şükürler olsun.

Barış...Özellikle de bugünlerde karışık, karmaşık, acılı, düşmanca dünyaya, adına münhasır Barış getirsin inşallah.

Gülşah, bu yaz tatiline beraber gittiğimiz arkadaşım hani hatırlarsınız. Tatilimiz sırasında Barış'da annesinin karnında bizimleydi aslında. Bu blogda Gülşah'ın düğünü de var, tatilimiz de ve şimdi minik prensi de. Ahh ahhh...Zaman ne kadar hızlı akıyor değil mi? Neyse bu konuya hiç girmeyelim.

Hislerimi paylaşmadan edemem işte, gelelim Barış'a minik hediyelerime...





Biliyorsunuz artık instagram hesabım yok. Fakat nadir de olsa alışveriş için ihtiyaç duyabiliyorum. Bu yüzden paylaşım olmayan bir hesap açıp oradan bu isimliği bulup sipariş verdim. Çok şeker ama değil mi. Özellikle sonundaki wos wos araba beni benden aldı:)



Benim el emeğim olmadan olmazdı ama:) Çarpı işine hazır el atmışken ikinci çalışmamı da Barış için hazırladım. Şablonum Tuva Yayıncılık- Motif Kitabı'ndan.

İsimliği ile uyumlu wos wos'lu bu nevresim takımını da bulmuşken hediyelere keyifle ekledim:)

Nevresim Takımı : English Home
İsimlik : rengin tasarım atölyesi (Instagram)
Kanaviçe pano : Benim çalışmam


Barış'ın yumuk elleriyle dualar size olsun, Allah bütün abileri ve ablalarını hayırlı muradlarına kavuştursun inşallah. Amin.
Barış'a da hayırlı ömürler ve maşallah yok mu? :)


Masumiyetle...
Zehra Görgülü Ölmez


08 Ocak 2015

Çarpı işi nasıl birşeymiş :)


2015 buz gibi başladı. Brrrrrr, donuyorum. Battaniye, patik moduyla yazılabilecek en keyifli yazıya başlıyorum öyleyse :)

Geçtiğimiz yıldan bu yana sürekli heveslendiğim ama işlerden dolayı bir türlü fırsat bulamadığım çarpı işine el attım sonunda:)
İlgilenenler, yapanlar, merak edenler mutlaka vardır. Benim yorumum şu ki, çekirdek çitlemekten tek farkı sivilce yapmıyor :)))
Şaka bir yana başlayınca tekrar bırakabilmek pek mümkün olmuyor.


Gelelim nereden ve nasıl başladığıma...
Buralarda birkaç tuhafiyeye baktım ama bir türlü zevkle yapabileceğim bir kanaviçe kiti bulamadım.
Neden kanaviçe kitiyle başlamak istedim, çünkü bu iş hakkında hiçbir fikrim yoktu. Başlangıç için böylesi çok daha pratik olabilir diye düşündüm.


Bulamayınca bende online alabilir miyim acaba dedim ve karşıma goblenci.com diye bir site çıktı.
Kanaviçe kitleri yazan linki biraz karıştırınca bu güzel motifi buldum. Aslında başlangıç için zor bir seçim yapmışım ama yine de üstesinden geldim :) Tek sorun ipleri biraz fazla harcamışım. Yarım kaldı, ilave almak zorunda kaldım ama sorun değil zaten bu işe devam ederim ben, boşa gitmez ipler de:)


Kanaviçe kiti, içerisinde nakışı yapacağınız delikli kumaş, ona uygun iğne, motif şablonu ve muline iplerin nakışa uygun tüm renklerinin yeteri miktarda yer aldığı bir settir. 
Goblenci.com dan ilk siparişim, bir kasnak, bir kanaviçe kiti,bir de motif kitabıydı. İnanın kargo 24 saatten daha kısa bir sürede geldi. 





Nasıl başlanır derseniz...Kumaşı dörde katlıyoruz ve tekrar açtığımızda orta noktasını belirliyoruz. Şemada da tam orta noktayı yıne katlayarak ya da sayarak bulup, şemada buraya denk gelen rengi alıp 6lı ipimizin ikisini ayırarak, bunu ikili bir şekilde iğnemize takıp ortada işaretlediğimiz yerden deliklere çarpı yaparak başlıyoruz ve devam ediyoruz.
Her farklı renk şablonda bir işareti temsil ediyor ve bu da şablon altında gösteriliyor. Gayet anlaşılır, kolay ve keyifli bir uğraş.


Bu motif kitabına da bayıldım. İçinde hem kendinize hemde sevdiklerine yapıp hediye edebileceğiniz harika şablonlar var. Dmc muline ipine göre her şablonun iplik renk kodları da mevcut. Tuva yayıncılığın buna benzer farklı şablon kitapları da var. Bence seri yapılmalı:)



Yani bunlar gibi ya da benzer şablonları uygulamak için ihtiyacınız olan, 14ct etamin kumaş, 24 numara etamin iğnesi, şablonda belirtilen renklerin kodlarına göre dmc muline ipler,nakış makası ve şablonunuzun sığabileceği kadar bir kasnak.


Bu da benim acemilik eserimin son hali:) Bitirdikten sonra şöyle bir karşıma koyup nasıl yapmışım diye bir bakayım dedim oraya yakıştı, kaldı :) Daha iyi bir yer bulana kadar burada kalır artık.


Sorularınız olursa bildiğim kadarıyla yardımcı olmak isterim. 
Çarpı işine kendini kaptıranlar parmak kaldırsın :)

Karlı, karlı sevgiyle:)


Zehra Görgülü Ölmez

);