ZEHRA NE SÖYLER*

17 Aralık 2014

Evlilikte 2 yılı devirmek

"Evli misin?"
"Ne kadar oldu?"

Sorularına ilk zamanlardan bu zamanlara kadar "yeni evliyim" cevabını veren, acaba bir ben miyim?

Bu bir açıdan güzel bir açıdan da pek tanımlayamadığım bir şey.
Birincisi demek ki kendimi iki yılı devirmemize rağmen hala yeni evli gibi hissediyor olmam. Bu güzel kısmı.
İkincisi demek ki yaş almaktan yani yaşlanma korkularım evlenince,çok yıllık evli olma gibi bir korkuyu da beraberinde getirdi.Tanımlayamadığım kısmı da bu işte.

Aman neyse buraları geçelim klasik Zehra halleri işte. Yeni tanıştığım insanlar yaşımı duyduklarında hiç göstermediğimi falan söylemelerine rağmen bu tuhaf korkuyu içimde neden tutuyorum bende pek anlamıyorum:)


Evli olmak keyifli bir şey gün geçtikçe de daha farklı keyiflerle sürüyor.

Daha az sorumluluklu bir hayat kendini geniş ve kilolu sorumluluklara bırakıyor.

Eşinin ailesiyle arayı kıvamında tutabilmek deveye hendek atlatmakla eş değer olabiliyor.

Evde işler genellikle hiç bitmiyor.

Her halde birinci yılın sonunda başlayan "çocuk?" soruları ve muhabbetleri yaş haddine erene "...inci çocuk?" sorularıyla devam ediyor.

Evin eksikleri hiç bitmiyor.

Hafta sonları gez gez bitmiyor.

Öyle kolay kolay para birikmiyor.

Taşınmak ev kurmaktan çok daha zor olabiliyor.

Arkadaşların çocukları oldukça manevi baskılar çoğalabiliyor.

Düğünler yavaş yavaş bitiyor.

Annenin her sözü gün geçtikçe daha değerli oluyor.

Tartışmalar olsa da yataklar ayrılmıyor.

Gelinler genelde hep sandalyede oturuyor.

Her akşam evde kavuşma heyecanı hiç bitmiyor.

"Kültür farkı" denilen mesele en iyi evlilikte anlaşılıyor.

Akşam çaylarını doldurmak için iş bölümü yapılıyor.

Misafirlere ev terliği vermeye hala alışılamıyor.

Sadece senin moralin bozulamıyor, bu iki kişilik bir moral bozukluğu oluveriyor.

Süslü sofralar sadece misafirlere kurulmuyor.

Tv karşısında uyuklamasından endişe edilebiliyor.

Gelinler bazen hizmetkar sanılabiliyor.

Eş için çiğ tavuk yenebiliyor.

Bulaşık makinesi doldurmak değil de boşaltmak işkence olabiliyor.

Çay makinesi hep çalışıyor.

Hayaller iki kişilikken çok kişilik hale gelebiliyor.

Tartışmalar hep üçüncü kişiler yüzünden çıkıyor.

Günler hiper hızlı geçiyor.

Sevgi rulo gibi sarılıyor.


(Yazılacak şey çok aklıma geldikçe uzatırım. Bunu her yıl yazıp karşılaştırmak lazım di mi:)

Sevil, Neşelen
Kış günleri çok güzel
Daha çokça yılları devirip yeni evli hissetmek dileğiyle /herkes için/


Zehra Görgülü Ölmez




12 Aralık 2014

Refikanın Mutfağı "Ona bayılıyorumm:)"

Refika'yı bilir misiniz?

Geçtiğimiz yıl Ramazan ayında, malum Zehra hali sahura uyanmayı beceremediğimden uyumamayı tercih ediyordum. İşte bu vakitlerde tanıştım Refikayla. Ntv'de kıpır kıpır şarkısıyla, menüsünü tebeşirli tahtaya resmetmesiyle, ellerinin kollarının kamera kadrajından taşmasıyla tanıdım onu. 
İlk günden bu güne kadar tam bir bağımlılık oldu bende. 
Zeytinyağı şişesini sallaması, yapışık gezdiği ve sürekli kullanıp özendirdiği antik havanı, malzemeleri hazırlarken "ahçı payı" diyip diyip ağzına atışları bende enerji, özlem, sevinç ve sonsuzluk hisleri uyandırdı.

"Zehra alt tarafı yemek programı yapan birinden bahsediyorsun amma da abarttın" diyenleri duyuyor gibiyim:) 

İnanın onu hiç tanımıyorsanız söylediklerimi anlamanız çok zor o yüzden youtube'dan birkaç bölümü henencik izleyiverin ve ne kadar haklı olduğumu anlayın.

Bazıları onu bilmelerine rağmen yine de  sevmiyor ama bunu biliyorum. "Bu nasıl kadın, ete pekmez koyuyor, elini kolunu çok sallıyor, falanı filanı taklit ediyor, herşeye peynir koyuyor, zeytinyağı nı boca ediyor, niye önlük takmıyor " vs. yorumlar duyup okuyorum.
Ben bunu şu şekilde yorumluyorum. Bizler, yıllardır içi geçmiş yemek programlarına, içi geçmiş bildik tariflere, içi geçmiş formatlara, "eveeeet hanımmmmlaaarrr.." diye başlayan klasik girişlere fazlasıyla alışmışız bence. Bu yüzden Refika'daki o farklı stili herkesin anlaması pek de mümkün olmuyor. Toplumumuzun genel özelliği farklılığı kabul edememe ve dışlama söz konusu oluyor.

***

Sonuç olarak bir yılı geçkin bir süredir onu takip ediyorum. Geçmiş tüm programları seyrettim. Denemediğim tarif sayısı oldukça az. Birçoğunu misafirlerime de yaptım ve yiyenler hep keyif alıp defalarca sordular.

Ben Antakya'lı olduğum için yemeğe doğuştan meraklıyım :) Yapmak ve yemek bir zevk... Benim için, Refika'daki en önemli noktalardan biri programlarında Antakya'ya atıflar yapmasıydı. Tarifler hep bizim oralara göz kırptı. Çayın yanında sade peynir yiyen biri olarak ben, onun herşeyleri peynirli yapmasına hasta oldum:) Tariflerin pratik ve hızlı yapılması fakat buna rağmen lezzet ve görüntü açısından da saatlerce uğraşılmış hissi vermesi de paha biçilmezdi :)

Program (Mucize Lezzetler) İlk sezon Ntv'de yayınlanıyordu, sonra StarTV'ye geçti. Yalnız küçük bir rica, Ntv'deki başlangıç müziği "Where has Sally gone" tam da Refika'yı ifade ediyordu. StarTV'de o müzik değişti. Bence program yeniden başladığında ilk müziği kullanmaya devam etmeliler. Bu hangi müzik derseniz?


İnsana enerji katıyor sizce de öyle değil mi:)

Geçtiğimiz haftalarda Tüyap Kitap Fuarı vardı İstanbul'da. Furkan, Refika'ya aşırı hayranlığımı bildiği için haberi müjdeledi. "Refika kitap fuarına geliyor." 


Kitabın girişinde "Sevgili Zehra Ve Furkan'a, Ailecek huzurlu mutlu kal. Maceralı bir mutfakta ömrünün geçmesi dileğiyle...Arada beni hatırlayıp bu kitaptaki tariflerin size eşlik etmesi dileğiyle. Birgün birlikte yemek yapacağız biliyorum...Sevgi ve aşkla.Refika."



O an mutluluktan havalara uçtum. Onunla tanışmak iki kelime edecek olmak, yihhuuu :)
Kısa süre önce sırf Refika'dan özendiğim için kocaman bir havan almıştım. Fakat onunki kadar havalı değildi :( Onunkinin fiyatı biraz çok gelmişti açıkçası o yüzden çekimser kalmıştım almaya. İş görecek ve aynı hissi verebilecek kocaman bir havan bulunca hemencik almıştım.
Aklıma o an şu geldi. Havanımı imzalatmak :)






Havanın arkasını bantladım, böylece sudan etkilenmiyor :) Her kullandığımda Refika'nın zıpzıp halleri geliyor gözüme.
Havanın arkasında "Sevgili Zehra'ya, hayatta herşeyin üstesinden havanda ezer geçer gibi kolay gelmen, Mutfakta geçirdiğin vaktin hep keyifli olması dileğiyle...Huzur ve mutlulukla. Refika"



Deli değilim? Sadece bu kadına bayılıyorum. 
Fuar günü geldi çattı. Heyecanla gittim, zıplayarak çıktım fuardan. Günlerce bilinç altımın oyunları ile Refika'yı rüyalarımda misafir ettim :)





Fotoğraflar, Refika hakkında hiç yanılmadığımı özetliyor aslında.

Onun samimiyeti ve sıcaklığını anlatamam. Programlarda verdiği enerjinin çok daha fazlasını verdi. Bana kitabını imzalayıp hediye etti, nasıl sevindiğimi bilemezsiniz. Çok özel bir hareketti, jestti. Var olsun...:)
Havanı imzalatma fikrime çok şaşırdı ve güldü. Onunla uzun konuşabilmek için sıradaki bütün insanları bekledim. 
Beni Kuzguncuk'daki atölyesine de davet etti. Eğer bir gün gidersem (kim bilir nasıl aklım başımdan gider) mutlaka sizinle de paylaşacağım.

İnşallah yeni program en kısa sürede tekrar başlar. Yüzünü özlüyorum valla.

Başlarken ki sorumla bitireyim :) Refika'yı bilir misiniz? :) Artık biliyorsunuz

Not : Kitaba yazdığı can alıcı cümleee ahhh ahhhh "....Birgün birlikte yemek yapacağız biliyorum..." Bir inşallah diyin bari :)

Sevgi pıtırcıkları yemeklerinize dolsun.

Zehra Görgülü Ölmez








09 Aralık 2014

Kayınvalideye "anne" demek!

Bu başlık bile insanı ipe götürebilir bizim toplumumuzda.
Olsun, haydi biraz cesaret.
Kimsenin tavuğuna 'kişt' demeden, etliye sütlüye bulaşmadan bu konuyu bir masaya yatırıp dertleşelim. 

Şimdi kimler var bu satırları okumaya gelen bir görelim bakalım...
Çok yıllık evliler, az yıllık evliler, yeni evliler, çoluklular, çocuksuzlar, nişanlılar, adayı olanlar ve bu taraklarda hiç bezi olmayanlar...
Hepimiz bu konu hakkında bir iki cümle kurarız ama di mi? 
Çünkü öyle konulardan biri ki bu, toplum tarafından alttan alttan işlenmiş, hele bir "demedin mi" dokuz köyden kovduracak bir hadise.

Aşık olduk, çok sevdik ve günler gelip de o ciddi anlara dayandı mı, hayatında hiç bilmediğin, görmediğin, paylaşımda bulunmadığın, sana hakkı geçmemiş, senin hakkının geçmediği vs. kısaca henüz tanıdığın insanlara gereksiz bir samimiyet duyman istenir, beklenir. 
Bununla da kalmaz ona 'anne' demen istenir. Ne zaman diyeceksin diye her an her ortamda gözüne bakılır, ona hitap etmen için sürekli ortamlar oluşturulur. Ve 'anne' diyebilirsen takdir, diyemezsen aforoz edilirsin. Bu çok net! 

Aramızda eminim bu konuda çok farklı hikayeleri, paylaşımları olanlar vardır.

Ahh ne zor şeydi! Şu bir gerçek anne özel bir kelime. Ve sadece bir kişiye ait. Başkasına her anne dediğimde kendi anneme vefasızlık, haksızlık, hiyanet ediyormuş hissi, içimde hala devam eder. 

Tuhaf ve insanın iç dünyasını özellikle ilk günlerde alt üst eden bir durum. Alışmak gibi birşey aslında (benim için) sözkonusu değil. 

Aslında bir de şu açıdan bakmak lazım. 
Laf ağızdan çıkar, çıkar da tatlı diyince ağzın tatlı olmaz ki. Yani hangi hislerle anne dediğin çok önemli. Yani gerçek annene anne derkenki hislerinle kayınvalidene anne derkenki hislerin asla bir değil. Bu yüzden de toplum baskısı işin sadece yüzeysel kısmıyla ilgili. Aynı duygularla anne demedikten sonra... Önemli olan iç huzurun ve kendini bu açıdan rahat hissetmen. 

Benim fikrim şu ki, eğer evlendiğiniz kişinin ailesi ve çevresi sizi rahat bırakıp baskı yapmayacaksa ( ki bu nadir olur) anne demeyin! Kelime israfı olmasın:)
Lakin evlendiğiniz kişi, ailesi ve çevresi sizden bunu bekliyor ve istiyor, görünmez bir baskı hissediyorsanız ( çoğunlukla böyle olur) anne demenizi öneririm. Direnmeniz, çok sevdiğiniz ve hayatınızı birleştirdiğiniz insanı arada bırakıp, üzebilir. 

Ben mi üzeleyim demeyin işte, bundan önceki paragrafta söylediğim gibi hangi hislerle bu kelimeyi söylediğinizi kimse anlayamaz. O yüzden, söyleyiverin... 

İşin en zor kısımlarından bir diğeri de kötü kayınvalide-iyi kayınvalide ayrımında anne deme vakası...

Yani kayınvalideye anne demek zordur ama kötü kayınvalideye anne demek çok zordur. Allah yardımcınız olsun.

Ve şunu da eklemek istiyorum bu konuyla ilgili can alıcı bir örnek...
Geçen gün bir arkadaşıma gittim. (Halasının oğlu ile evli) Kayınvalidesi (yani halası) da oradaydı. Ona "hala" diye hitap ettiğini görünce içsel bir coşku yaşadım ve ona "Çok şanslısın ya keşke bende kayınvalideme hala desem." diye trajikomik bir cümle kurdum :) Oradan çıktığımda da aklıma arka planı geldi...
Bu arkadaşım çok genç yaşta ve kısa bir süre önce annesini kaybetti. (Mekanı cennet olsun) Böyle bir durumda ve bu kadar da genç bir yaştayken başka birine "anne" demek zorunda olsaydı, bu çoğumuzun anlayamayacağı kadar zor olurdu değil mi? Ama Allah ona kaldırabileceği yükü vermişti. Çünkü bizi bizden iyi bilen o.

Rabbimiz bizi yaratan ve sıkıntıları bize gönderendir. Biz ne kadarını kaldırabiliriz, ne kadarını kaldıramayız yine en iyisini o bilir. Allah bize kaldırabileceğimiz yükü verir. 

Bu yüzden evlilikteki sorunlar olsun ya da hayatımızın diğer her yönündeki sıkıntılar olsun sadece şunu bilmek ve sonsuz inanmak lazım. Sıkıntı bize O'ndan geliyor ve O bize sadece kaldırabileceğimiz kadarını gönderir.

Dökün eteğinizdekileri bakalım, bizbizeyiz :)

Hiç kimsenin başkası olmaya çalışmadığı hayatlara gelsin bu yazı, sevgiyle.

Fotoğraf: Sadece aşk olan günlerden, "kayınvalide" yok iken (manidar)


Bu da içimden geldi:)





Zehra Görgülü Ölmez




05 Aralık 2014

Zehra nerelerde? Instagramda neler oluyor? Dertleşelim mi

Yine bir süre aradan sonra buradayım. Güzel bir kış günü, içimizde yine güzel ve umut dolu dileklerle günleri yeni bir yıla daha deviriyoruz.

Sizler,
Yani yakınlarım ve hiç tanımadığım,
Bu yazdıklarımı okuyan ve takip edenler...

Her paylaşımımda ve  her yeni adımımda benimleydiniz. Bu biraz garip olsa da aslında ruhsal açıdan bana çok iyi geliyor. Herhalde verdiğim en doğru kararlardan biri de bu blogu açmak olmuş.

Aranızda sosyal hesaplarımı ve Zden Concept'i de takip edenler var. Birkaç aydır ortalarda olmayınca soranlar oldu, halimi merak ettiniz, var olun. 
Bir bilgilendirme yapmak isterim bu yüzden biraz da yakınmak isterim aslında...
Zden Concept, yani bir yıl önce moda ve dekorasyon ürünlerinin satışını yapmak için oluşturduğum işimi sonlandırdım. Bir işe başlamak kadar sonlandırmak da çok önemli aslında. Doğru zamanda bırakmak çok mühim. Ben hayallerle yola çıkmıştım ve bu yolda hayaller başlarda istendiği gibi sürse de devamında farklı yerlere istemdışı olarak gidebiliyor. İşte bu noktada çok büyük emek sarfetmiş olsa da insanın vedalaşması gerekiyor. Bende öyle yaptım. Kararım inşallah bundan sonrası için hayırlı olur.

Ve birçoğunuz Instagram, Facebook ve Twitter'ın son zamanlarda artık sinir bozan ve tahammulü zorlayan haller içinde olduğunu keşfetmiştir. 
Keşfetmeyenler de vardır eminim, keşfetmesine,kapatmak istemesine rağmen bir türlü kapatamayanlar da ve benim gibi karar alıp tüm bu hesapları kapatanlar da...Hepinizi çok iyi anlıyorum.

Ben instagram ilk çıktığında orayı blogun daha hızlı ve anlık versiyonu olarak düşünmüştüm. Belki de bu amaçla yapıldı. Fakat şu an geldiği nokta inanılmaz. 
Blogda da tabii ki paylaşım yapıyoruz, tavsiyeler veriyoruz, ne giydik nasıl kombinledik nereden aldık vs. paylasiyoruz. Birseyler tanitiyoruz. Buraya kadar çok olağan ve doğal. İnstagramda da böyleydi fakat bir yere kadar...

En çok instagrama değinmek istiyorum. Hatta buralar eskiden bağ-bahçeydi demek istedim şimdi. Evet gerçekten hayatımızda instagram olmadığı zamanlar da vardı. Aslında şimdi binbir uğraşla kasarak çekilen, o anı kesinlikle yaşatmayan ve altına o anda yaşadığımız değil de yaşamak istediğimiz duygunun yazıldığı ya da emojilerle kısa yoldan gösterildiği fotoğraflarla kendimizi ifade eder olduk. Sonra baktık ki olmuyor, başkaları ne almış,ne yemiş,ne giymiş,nereye gitmis,evli mi,bekar mi,sevgilisi var mi,ne zaman evlenecek,hamile mi,hamile degilse neden hamile degil,ne zaman cocugu olacak, yoksa cocugu olmuyor mu, çocuğu ne giymiş, hangi okula gidiyor,nerede oturuyor ve hatta kocası ne iş yapıyora kadar merak etmişiz... Bu merakları 'yorum yap' alanı ile ortaya çıkarıp, sormaktan hiç çekinmemişiz hiç tanımadığımız herkese bütün hayatımızı, zerre kadar özel alan kalamayacak kadar açmışız.

Profillerde kendimizi hep başka biri uzerinden tanımlıyoruz. Ve birbirimize bakip bakip hep rol calıyoruz. Hepimiz "kocasinin perensesi, kocanin bitanesi,kocasinin degerlisi, kocasinin kiymetlisi, kocasinin gozbebegi vs." olmuş. Bir türlü birey olamamışız. Bir türlü kendimiz olamamışız.

Hepimiz kandil günlerinde seccademize tesbihle kalpler yapar olmuşuz, english home ferforje kitap tutacağına pembe Kur-an'ı Kerim'i koyup fotoğraflayıp altına gelen  "kitap tutacagini nereden aldiniz?" " pembe Kur-an'ı Kerim'i nereden buldunuz? " sorularını görmek istemişiz ve aslında çok acı ki "ne kadar zevkliyim yaa" diye tatmin olmak istemişiz...

Yatak odasından her açıdan her turlu kocamizla ya da yalniz fotograflar paylasmisiz. 
Kocamizi, yatak odamizi, zevkimizi hep gostermek ve kanitlamak istermiscesine...

Bir yariş pisti olmus instagram. Tüketim yarişinin haddi artik yok. Herkes begendigini alir, butcesine uygun olani alir bu gayet dogal. Fakat artik oyle bir yaris baslamis ki takip ettigi kisi ne yaptiysa yapmaya calisan sayisiz insan var. Kaba bir tabirle "sidik yarışı" . Tüm gözler komşunun tavuğunda artık. Her zerresine kadar onun sahip olduklarına sahip olup sonra aynı onun sergilediği gibi sergilemek... Sonuç olarak birbirinin taklidi olan giyimler, mutfaklar, sofralar, evler, eşyalar, davranışlar, fotoğraf altı yazıları, profil tanıtıcı yazılar ve en önemlisi birbirinin aynısı olmaya yarışan insanlar olmuş.


Çatışma hiç yok mu sanki dediğinizi duyar gibiyim. Çatışmanın kralı var hemde. Burada da ağırlıklı olarak "kedi uzanamadığı ciğere pis dermiş" atasözünü destekleyici bir hal var. 
Sonsuz sınırsız sergilenen hayatlarda gözü kaldırmayanların, aşırı hadsiz düşüncelerini aşırı hadsiz olarak dile getirme durumları. Yani çok lüks bir yerde bir yemek fotoğrafına " bu kadarı israf, utanmıyor musunuz bir makarnaya bu kadar para vermeye, israf, haram vs"
Ya da yine lüks markadan yapılmiş bir kombine de yine aynı yaklaşımla yorumlar gelebiliyor. Bir hata, bir yanlış, bir dikkatsizlik ya da bir eksikliğin instagram dünyasında malesef affı yok. Herkes büyüteçle açık ararken yakalanmamak ve sözlü saldırılara uğramamak pek mümkün olmuyor.Ve profil sahibinin arkadaşlarının savunmalarıyla bir sokak kavgasını andıran hadsiz tartışmalar çoğu zaman hakaretlere varan ağız dalaşları hemen her profilde alakalı alakasız her fotoğrafla ilgili olabiliyor. 


Daha çok söylenecek şey var aslında ama isterseniz sözlerime eklemeleri siz yapın... 
Sonuç olarak hemen herkesin profillerinde yazan "evli, mutlu, çocuklu, huzurlu, mutlu vs." koca bir yalan çoğu zaman. "Ismarlama huzurun" içinde bir kaos olmuş instagram. 
Bu yüzden ben müsadenizi istedim işte. 

Çok özledim hepinizi
Herkese kocaman bir selam olsun

(Fotoğraf henüz instagram yok iken,manidar...)



Zehra Görgülü Ölmez

20 Ağustos 2014

ARKADAŞLARLA TATİLE GİTMEK VOL.4 Kalkan Tatil Villamız- Saklıkent ve Patara gezmeleri



Merhabalar,
Biraz arayı açmış olsam da tatil yazılarımla tekrar devam ediyorum.
Son ramazan günleri, bayram telaşı , Kuzenim Kübra'nın düğünü,aşırı sıcaklar, demir eksikliği anemimin hoşgelmesi ile meşguldüm.
 Bu yazıyı henüz hazırlasam da aslında Haziran ayında kaldı bu günler, çokça özledim bile...


Son derece keyifli vakit geçirdiğimiz tatil villamızın havuz ve deniz manzarası...
Villamız Kaş-Kalkan bölgesindeydi.
Evi detaylı olarak buradan inceleyebilirsiniz. 



Evin arka bölümünden bizi görebilecek yerleşimin olmaması harikaydı.



Yol kenarından topladığım sarı çiçekler solana kadar masada yemeklerimize ve kahvaltılarımıza eşlik etti.

22 Temmuz 2014

ARKADAŞLARLA TATİLE GİTMEK VOL.3 BODRUM'LA BULUŞTUM

Ramazan'ın son günlerinden herkese merhaba,
Kısa bir konuya değinip hemen devam edeceğim.
***
Beni biliyorsunuz blog yazmak kadar bloglar arası gezmek ve farklı blogları keşfetmeyi de çok seviyorum. Bazen şu tarz serzenişleri okuyorum farklı sayfalarda. "Yorum bekliyorum, yorum yapmazsanız küserim, bir sonraki post ancak çok yorum bırakırsanız..."vs. Açıkçası beni bu tarz şeyler çok rahatsız ediyor. Yazıların okunup okunmadığını ya da beğenilip beğenilmediğini istatistiklere bakarak takip edebilirken bunları yoruma endekslemek ve çok yorum beklemek hatta yorum için her sayfaya saçma sapan yorum bırakıp, kendini göstermeye çalışma davranışlarını gerçekten yersiz buluyorum.
Bu konuya neden değinmek istedim? Çünkü son yazılarıma yorum gelmiyor fakat ben bundan en ufak bir rahatsızlık duymuyorum. Çünkü çoğu zaman bende yorum yazmak için müsait olmuyorum ya da mobilde yorum yazmak biraz uğraştırıcı ya da yazıyı beğensem de söyleyecek bir söz bulamıyorum sadece beğendim de yazmak istemiyorum vs. sebeplerden çok beğendiğim bir yazı olsa da yorum bırakamıyorum.
Ama okuyorum. Önemli olan okumak ve takip etmek.Zaten okuyor ve takip ediyorsan bu yeterli.
Kıssadan hisse şudur ki sizleri seviyorum, beni okumanız benim için yeterli. Çünkü okuduğunuzu takip edebiliyorum.

***

Alaçatı'dan ayrılıp Bodrum için yola koyulduğumuzda hava yer yer bozuktu. Tabii daimi olmadı çok şükür.

Türkbükü, Bodrum'un en popüler koylarından. Popülerliği, doğal güzelliğinin yanında İstanbul sosyetesi ve ünlülerinden dolayı...


Bu yüzden de hemen herşey el yakıyor. Tabi gelmeden yine sıkı bir otel araştırması yapsak da, fiyatların çok yüksek olması kararı zorlaştırdı. Zaten bizim için önemli olan kısa sürede Bodrum'un tadını çıkartmaktı. Bu yüzden ekonomik bulduğumuz bu oteli tercih ettik. Tabii ekonomik dediğim , bir önceki yazımda bahsettiğim Alaçatı'daki otelle aynı miktarda ödeme yaptık.

Aynı olan sadece fiyattı.... Bir otel ancak bu kadar

14 Temmuz 2014

Arkadaşlarla Tatile Gitmek Vol2. Damla Sakızı Kokan Alaçatı




Alaçatı'ya vardığımızda ikindi saatleriydi ve artık yol yorgunluğu iyice kendini hissettiriyordu.

Ama zaman az gezilmesi gereken yer çoktu. 

Otel ön giriş

otel bahçe cephesi



Alaçatı, birbirinden farklı ve stil sahibi butik otelllerle dolu. Seçim yapmak oldukça zordu aslında. Çok da kafa karıştırmadan çok beğendiğim Dört Mevsim Oteli seçmiştim fotoğraflarından. 
Çok da yerinde bir karar olmuş. Hepimiz otele ayrı ayrı bayıldık yani. 


 bahçe

bekleme/dinlenme bölümü

Dekorasyon, country ve vintage tarz. Araya serpiştirilen etnik ve renkli şeyler romantik havaya dinamiklik katıyor. Büyük ve havadar bir bahçesi var. 

merdiven yanı dekor

kapı numarası

odamız



banyo


Balayı yazımdaki kadar detay fotoğraflayamamış olsam da eğer yolunuz Alaçatı'ya birgün düşerse kesinlikle Dört Mevsim'i öneririm. 

***

Duş alıp, üzerimizi değiştirip hemen Alaçatı'yı keşfe koyulduk.

07 Temmuz 2014

zdenconcept.com AÇILDI :)






Zden Concept, doğalı tam 16 ay oldu... Heyecanla, hayallerle, ideallerle girdim bu yola.
Bu 16 ay süresince ve öncesinde beni yüreklendirip desteklediğiniz için çok teşekkür ederim.

Benim için sürekli birşeyler üretmek ve fikir geliştirmek inanılmaz keyifli. Bu işi yapmaya başladığım ve birşeyler üretmek için yeni yola çıkan arkadaşlara, "bir başlangıç" vesilesi olabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. 
Zden Concept'i yeni keşfedenler için kendimizi kısaca tanıtalım istiyorum öncelikle.



Muhafazakar hanımların giyim tarzlarına hitap edebilecek ağırlıklı özel tasarım ve dikim ürünler ile eviniz için özel hazırlanmış dekoratif seçenekleri bir arada sunan moda ve dekorasyon satış platformudur.
Misyon
Moda veya dekorasyon alanlarında eğitim almış ya da bu alanları hobi olarak benimseyip üzerine çalışan, geniş kitlelere ulaşabilmek için tanıtıma ihtiyaç duyan, her yaştan tasarımcının, Zden Concept’e özel hazırladıkları ürünlerin, concept oluşturulup alıcısına sunularak, satışlarının yapıldığı gibi, tasarımcının bilinirliğinin de günden güne artması sağlanır. Bu oluşum yeni tasarımcılarla rutin olarak yenilenir.
Vizyon
Marka bilinirliğimizi artırarak çalışma ekibimizi genişletmek ve ürün çeşitliliğimizi geliştirerek müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutabilmek. Yurt içi ve yurt dışındaki birçok butik ve mağazada ürünlerimizi ulaşılabilir kılmak. Her bir tasarımcımızı hedefledikleri noktalara ulaştırabilmek gibi sosyal açıdan da güçlü bir hedefe hizmet eder.


Bu süreç tahmin ettiğinizden çok daha meşakkatli bir yol. Bazen bir müşteri bir olumsuzluk yaşıyor ben ondan daha çok üzülüyorum. Çünkü ben, kendi hazırladığım ürünler dışındaki tüm ürünlere aracıyım. Bu aracı konum, muhatabı olan yani ürünü hazırlayan kişiden daha çok beni üzüyor ve etkiliyor ne yazık ki. 

Bu yüzden çalıştığım ve önerdiğim kişilerin sayısını düşürerek ve üzülerek bundan sonra daha az sayıda tasarımcı arkadaşla çalışacağım. Ve müşteri memnuniyeti sağlanamadığında o arkadaşlarla çalışmayı sonlandıracağım.

Beraber çalışmak isteyen arkadaşlardan çok mail alıyorum. Bununla ilgili bu şekilde bir ön bilgilendirme yapmak istedim buradan.

Evet 16 ay geride kaldı. İki ayda bir yeni bir heyecanla hazırladım tüm concept'leri. Facebook ve Instagram üzerinden satış yapmak hem çok vakit alıyor hem de tabii ki adil bir pazar değil bunu kabul ediyorum.

Fakat bir iş girişimi için resmi adımlar atabilmek, maddi bir birikiminiz yoksa çok kolay olmuyor.  Çünkü sonuçta devam edebilecek bir girişim mi yoksa değil mi bunu kestirmek güç yani bu bir risk. Bu yüzden bir bakıma kendimi denemek adına bu süreyi, evet adil olmayan bir şekilde sürdürdüm.

Çok şükür işim artık fikri oturmuş, ayakları yere basan, merakla bekleyen müşterileri olan ve tasarımcı arkadaşların ilgi ile takip ettigi bir hal aldı. 

Bende artık Zden Concept'e resmi bir kimlik edinmeye ve iş akışını daha sağlıklı bir hale getirmek, sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına online satış sitemi açmaya karar verdim. 

Bir süredir hazırlıklarını sürdürdüm. Herşeye tek başıma koşmaya, yetmeye çalıştım. Süre biraz uzadı, sizleri bekletmiş olsam da çok şükür bugün itibari ile online satış sitem www.zdenconcept.com yayında...

İlk olarak bugün için her günüm için Allahıma... Her zaman olduğu gibi beni yalnız bırakmayan, ara ara çok bunalsa da:) desteğini hep en üst düzeyde gösteren eşime, bir bakıma Zden Concept'in yüzü haline gelmiş, kıyafetlerimizi sergileyen arkadaşım Melek'e, o naif mesajlarıyla yoluma ışık tutan o güzel yürekli kişilere (onlar kendilerini biliyor:))) 
Herşey için çok teşekkür ederim... 




Zehra GÖRGÜLÜ ÖLMEZ

01 Temmuz 2014

Arkadaşlarla Tatile Gitmek Vol1.

Herkese merhaba,
Hayır dolu Ramazanlar inşallah,

Ramazan'ın ilk günleri geride kalıyor. Hemencik alıştık çok şükür havalar da zorlamıyor. Ramazan'ı öyle seviyorum ki insanın üzerine ayrı bir huzur, sükunet geliyor sanki. Geçmiş Ramazanlarda çok istememe rağmen bir türlü teravih namazı kılamıyordum. Bu sene buna artık dur dedim ve ilk günden itibaren çok şükür kendi başıma evde kılıyorum. İnşallah son güne kadar eksiksiz kılarım, çok istiyorum.
İnşallah sizler de Ramazan'ın faziletini sonuna kadar yaşıyorsunuzdur.

***

Ramazan öncesinde planladığımız tatil günlerimizden bahsedeceğim size bir kaç yazımda. Hem paylaşmak hem de belki ufak da olsa fikir vermek, gidemeyecek olanlara bir nebze de olsa fotoğraflarla oraları hissettirebilmek adına...

Şimdi iple çektiğim tatil günlerini, keyif dolu anıları buraya aktarma zamanı. 

Tatile öyle çok ihtiyacım vardı ki, bir bakıma geçtiğimiz yıl da çok dişe dokunur bir tatil de yapamayınca...
Bir yandan işle ilgili yeni girişimler bir yandan da tatil fikri zamanlama olarak beni biraz sıkıştırdı. İşleri birazcık toparlayıp kalanına da tatilde bakarım diyordum :) Tatilde de çalışmak kulağa da mantığa da pek yatmıyor. İstanbul'da böyle düşünürken, ilk durağımız Foça'dan sonra hemen işleri biraz daha erteleme kararı aldım.



Not: Tatil yazılarımda bol bol begonvil fotoğrafı göreceksiniz. Ben bu çiçekle aşk yaşıyorum. İlk işim bunu evde yetiştirmek artık:) 



İnsanın kendi işinin başında olması uzaktan bakıldığı gibi aslında çok rahat olduğu anlamıma gelmiyor. Özellikle benim gibi işkolikseniz. Kendime patronluk yapıp öyle bir sıkıyorum ki bazen geri durup baktığımda iyi ki emrimde insanlar çalışmıyor diyorum:)
Özetle herşeyi yerli yerinde yapmak gerek. Bu yüzden doğru bir kararla bende tatilde tatil yapmayı seçtim. 

Bir gece arkadaslarımızla otururken

25 Nisan 2014

Gardropluk Parçaların ikinci rüzgarı...Ve bu aralar ben

Merhabalar :)
Az ve öz de olsa geçtiğimiz bölümde başladığım "Gardropluk Parçalar" çalışmamı bu bölümde de üç parça ile sürdürüyorum.
İlgi görmesi beni şaşırtıyor ve çok mutlu ediyor. 
Çok şükür. 

Bu aralar öyle çok iş var ki benimkileri de paylaşmak böyle ertelendi öyle ki bu yayınladıklarım bitmek üzere. 
Planlar, programlar, hedefler, işler hiç bitmez. Allah hepimize kolaylık versin inşallah.
Destek olan herkese teşekkür ediyorum.

Biraz melankoli ve bol bol gel-gitliyim bu aralar. Hayırlara vesile olsun inşallah.
Ve bir yaşı daha geride bıraktım 15.Nisan'da...Yaşlanma korkumu atlatamıyorum.
Arkadaşım, kardeşim Gülşah'ın bebek beklediği haberiyle içim coştu:)
Sıkı bir tatil planı yaptık iple çekiyorum.
Mayıs ayında arı maya gibi çalışmam lazım.
Büyümenin trajik faydalarından biri, sizi aptal yerine koymaya çalışanları bariz olarak anlayabilmek ve onun küçüklüğünü görmek.
Başarı=Magazinsel olmak değil ne yazık ki!
Diplomamı almak ancak nasip oldu.
"Kargoda 1 gün" diye kitap yazsam vallahi satar :)


02 Nisan 2014

Zden Concept Vol.7

Ve Nisan geldi :)
Nisanı pek bir severim bilirsiniz.

Kutlu Doğum haftasında doğduğum için kendimi gerçekten özel hissediyorum. Rabbim: huyumu, en kıymetlinin huyuna yaklaştırsın inşallah.

Bu aralar imtihanlar benimle...Yani Rabbim benimle.
Elimde "Allah de ötesini bırak" var. İyi gelmediğini söyleyemem gerçekten, hemde tam zamanında. Fırsatınız olursa okuyun bence.

***

Şimdi post konumuzla devam edelim.
Zden Concept Vol.7 ile tam 1 yılımızı doldurduk. Geçen yıl yoğun duygularla başlamıştım bu yola. Bugün desteğinizle devam etmek paha biçilemez. Nice senelere güzel işler çıkararak, kendimizi geliştirerek inşallah.

Lafı uzatmadan Mayıs sonuna kadar satışta olan ürünlerimizle sizleri başbaşa bırakıyorum.
Bu bölümde Emel Arslan,Pudra Tasarım,Emine Zengin,Buket Balaban,Dilya Tasarım,Tuğba'nın Sabun Bahçesi,Design by Sisters,Atölye 28,Rana Tasarım bizimle.

Ve artık Zden Concept'in yüzü olan arkadaşım Melek ve Takipçilerimizden seçtiğimiz ikinci modelimiz  Emel Dursun'a teşekkür ederiz :)


10 Ocak 2014

Zden Concept Vol.6'da benden birşeyler...GARDROPLUK PARÇALAR

Küçük bir parantez açıyorum :)

Aklımdakileri aktarmak paylaşmak için başlamıştım blog yazmaya, burada olmaya...
Şimdi yine kendi ihtiyaçlarımdan yola çıkarak "gardropluk parçalar" adı altında mini bir koleksiyon ekledim Zden Concept Vol.6'ya benden.

Tasarım değiller, tasarımcı değilim :) Özellikle herkes tasarımcıyken!
Ben sadece kendim için düşünmüşken sizlere de sunmak ve ihtiyacı olanların yararlanmasını istedim.

Geri dönüşler inanılmaz şaşırttı beni. Bu kadar ilgi bekliyordum desem yalan olur. Bir de kıyafetlerimi kendim sergilemek istedim biraz tereddütlü fakat sanırım iyi yapmışım.
Benim gibi hafif toplu bayanların ilgi odağı oldu :) Sanırım benim bedenimde olan ve kendi bedeninde model görmek isteyen bir kitle var :)

Bu süreçte bana desteğini hiç eksik etmeyen ve bu güzel parçaların dikimini üstlenen Zden Concept'in ilk tasarımcısı Fatma Yalçın...Bu kadar egosuz, mütavazi ve uzun zamandır karşılaşmadığım kadar insan biri o. İyi ki tanımışım...

İlgi ve beğeniler için çok teşekkür ederim. "Gardropluk parçalar" devam eder mi şu an için bilmiyorum. Ama çok seviyorum sizi. Utandım biraz...Sağolun gerçekten.

Kış Rüyası Maxi Elbise

Damask desen ceket 

Zden Concept Vol.6

Herkese yeni bir Zden Concept postundan merhaba :)

Başı yeni sıfatıyla gelen güzellikler yine bu postta bizimle şükürler olsun.

Gün geçtikçe, her yeni bölümde hayatıma katılan yeni insanlar bana ilham ve heyecan veriyor. Giderek ve adım adım büyüyoruz.

Birlikten kuvvet doğar sözünü yaşıyoruz. El ele tutuşmayı bilen ve ekip olarak çalışabilen iyi bir iş çıkarmamızı sağlayan dönemsel tüm ekip arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler...

Lafı sündürmeden bu bölümde kimler ve hangi ürünler var hızlıca bir özet görelim öyleyse :)



18 Aralık 2013

Memleketime Turistik Gezi...Antakya


Herkese keyifli bir selam...

Geçtiğimiz haftalarda evlilik çatısı altın gireli tam 1 yıl oldu.
Evet nasıl geçti anlamadım, anlamadık...Evlilikten öğrendiklerimi başka bir posta saklayıp devam ediyorum :)

Hayat dostumun bana anlamlı hediyesi haftasonu Antakya kaçamağıydı.

Daha gitmeden öyle mutluydum ki...Uzun zamandır Antakya'yı ona bir masal gibi anlatmam ve saklamaya gayret ettiğim özlemim, onun bana bu sürprizine sebep oldu bence.

İnsanoğlu alzheimer hastalığına yakalandığında bile tüm hayatını unutup çocukluğunu hatırlıyor. Neden? Çünkü çocukluk hafızanın en güçlü kayıt yaptığı dönem.


Bende bu biraz daha yoğundu. Her detayı harfiyen hatırlamamı şimdilerde bana verilmiş özel bir yetenek ve şans olarak sayıyorum. İyi ki hatırlıyorum ve şükür ki hiç unutmak istemiyorum.

Hayata gözlerimi açtığım günden sonra tam 12 yıl Antakya da unutamadığım bir dönem geçirdim. Bursa'ya taşınmamızla beraber bu harika dönem kapandı. Bursa'yı sevmememi şimdi biraz daha iyi anladığınızı düşünüyorum.

İnsan memleketine de turistik gezi yaparmış! Biraz buruk olsa da böyle...

Taşındıktan sonra bir kez gidebildim. 16 yaşımda...
Aradan tam 10 yıl geçti şimdi ve ben Antakya gezimde tam 48 saatte 12 yıllık tüm geçmişimi hızlandırılmış olarak her adımımda tekrar yaşadım.

Havaş,apartmanımızı biraz geçince hemen fark edip inelim dedim. O sırada göz yaşlarımı tutmam mümkün değildi.

Esmergil apartmanı...Dönüp dolaşıp gittiğim, genelde sokakta oynayamadığım için bolca vakit geçirdiğim ev.
Giderken herşeyi bıraktığım gibi görmeyeceğimi bilsem de içimde yoğun bir umut vardı.

04 Kasım 2013

Zden Concept Vol.5

Güneşli bir sonbahar gününden herkese merhaba...
Sıkı bir hazırlık dönemi ve istişarelerden sonra Zden Concept Vol.5 ile buradayız.

Tasarım ürünler, hazır ürünler ve dekoratif ürünlerle devam ediyoruz.

Bu bölümde tasarıma ve modaya gönül vermiş 5 farklı isim var.


İlk olarak Ayşegül Küçükatalay.
Bir çok blog takipçisi bu ismi hemen bilirler. Ben biraz daha tüyo vereyim isterseniz Madame Modista dersem herhalde bilmeyen herkes de hatırlamış olur :)

Severek takip ettiğim ağırlıklı olarak moda üzerine paylaşım yapan Ayşegül, Vol.5'te güçlü tasarımları ile bizimle. 
Blogunda bir yolculuğa çıkmanızı öneririm TIK TIK



25 Eylül 2013

Kış başlarken Yaz tatilinden notlar...Ağva

Merhabalar

Geçmiş yazımda da bahsettiğim gibi yoğunluk durulmadığından ayağıma panduflar, üzerime ceketler, yatağıma battaniye girmesiyle kışa başlarken ben ancak yaz tatilimden sıcak bir yazı paylaşabiliyorum :)
Kısmet bu geceye oldu.

Yaz tatilimizin zorunlu kısalması sebebiyle Ege ve Akdeniz düşünürken İstanbul çevresinde karar kılmak durumunda kaldık.
4 gün için deniz,havuz ve doğal güzellik olarak en iyi alternatif olan Ağva'yı tercih ettik.

Daha önce Ağva'ya gitmiştim, personel kalitesinden dolayı memnun ayrıldığım bir otel vardı. Yine oraya gitmek istedim fakat doğru bir seçim olmamış çünkü personeller değişmiş.

Zaten yeterince kısa olan tatili bu hayal kırıklığı ile tamamlamak olmazdı. Bu yüzden olumsuzlukları görmezden gelmeye çalıştık.

15 Eylül 2013

Zden Concept Vol.4


Merhabalar tekrar :)
Hemen geldim değil mi bu sefer?

Çok şükür işlerimi yavaş yavaş yoluna koymaya başladım. Zden Concept Vol.4 ürün hazırlıkları ve çekimim gerçekten iyiydi.
Her bölümde daha da iyileştiğini hissediyorum kendimce. Yorumlarınız da gerçekten teşvik ediyor. 
Sadece olumlu değil olumsuz yorumları da dikkate alıyorum.
Her konuya özen göstermeye çalışıyorum.
Müşterilerimden gelen en büyük sıkıntı kargo ile ilgili oldu bu zamana kadar.
Her hangi bir anlaşmam olmamasına rağmen muhafazakar olmaları sebebiyle çalışmayı tercih ettiğim Sürat Kargo ile ilgili hep sıkıntılı geri dönüşler aldım.
-Çok yüksek bedellere taşıma.
-Kişinin kapısına değil apartman kapısında teslim etmek isteme. Bunun için ısrar etme ve kişiyi aşağı çağırma.
-Geldik bulamadık diye not bırakmama.
-Kargonuzu şubede beklemede diye arayıp haber vermeme.
-3 gün bekleme süresi olmasına rağmen paketi hemen bana iade etme.
-İade ucreti olarak da fahiş fiyatlar ekleme.
-Hasarlı taşıma
vs. bunlardan sadece bazıları.

Bu yüzden Vol.4'ten itibaren kendileriyle çalışmama kararı aldım ve size de buradan bildirmek isterim.
Problem yaşayan arkadaşlardan da tekrar özür dilerim.
Bundan sonra PTT kargo ile çalışıyoruz ve ÖDEMEMİZ HAVALE İLE oluyor.

Bu bilgilendirmenin ardından buyrun fotoğraflardan seçmeler ....


12 Eylül 2013

Hızlandırılmış Post "HERŞEYDEN BİRAZ"

Herkese merhaba :)

Buraları bırakıp gitmek için erken :)
Şaka bir yana hayli oldu bloga uğramayalı. İnstagram'da bir tık daha aktif olduğum doğrudur. Ama blogumun yeri ayrı tabii ki :)
Geçmişteki çalışma hayatımdan daha yoğun olmama ben bile şaşırıyorum bu aralar.
Elim sosyal medyaya değmez oldu.
Hayatım hızlandırılmış akıyor da ben yetişmeye çalışıyor gibiyim bazen. Tuhaf...


Hızlandırılmış bir postta size bu yoğunluğu ufaktan özetleyip kaçıvericem şimdilik.

En son düğünlerde kalmıştık...
En son düğün sonrası ablamın doğumu, 2.kez teyze olmamla devam edelim.
Vesile Zeynep tipik bir yengeç burcu olarak aramıza katıldı. Neden mi böyle dedim?
Duygusal haliyle pek bir ağlak :) Ama öyle tatlı ki...Ahh teyze olmak böyleyse dahası nasıl güzeldir düşünemiyorum :)

Ben hastanede kalmayacağım annem kalacak şeklinde konuşsak da annemin ısrarları ile annem de bende hastane de refakatçi kaldık 2 gece. Ben hastaneleri hiç sevmem. Çoçukluğumdan hiç de hoş şeyler hatırlatmıyor, bu yüzden doktora bile canım burnumda giderim ben.

Ameliyathane yolcusunun vedalaşması ise bana inanılmaz acı veriyor. Ne yazık ki kötü oluyorum desem de henüz yaşadığım acıyı kimse anlamış değil.
Neyse ablamı böyle görmek o sedye üzerindeyken, gülümseyip el sallamak çok zordu...

26 Temmuz 2013

2013 Düğünleri Vol.2 / Arkadaş Evlendiriyoruz :)

Selam kızlar

Ramazan'ı yarıladık, Temmuz ayı bitti-bitiyor derken ben hayli geciktirdiğim 2013 Düğünleri Vol.2'yi yayınlayayım dedim :)
Eee bir zahmet dediğinizi duyar gibiyim :)
Bu bir Haziran Düğünü ama ben ancak fırsat buluyorum yazmaya...



Ramazan'da özel günler ara verdi malum. Ramazan sonrasında özel günü olanlara fikir vermesi açısından zamanında bir post olduğunu düşünüyorum. İnşallah yararlı olur.

20 Temmuz 2013

Sosyal medyada acı nasıl paylaşılır?

Merhaba 'sosyal medya arkadaşlarım...'

Hayırdır bu nasıl bir başlık diyorsunuz haklı olarak. Bir süredir öğrendiğim, aklıma geldikçe içimi sıkan birşey paylaşmak istiyorum.

Beni az çok biliyorsunuz. Burada da yaklaşık 2 yıldır varım, diğer sosyal oluşumlarda da...
Bu serüven sosyal medyanın taş devri zamanlarından başlar. Yonja diye bir arkadaşlık sitesi vardı yıl 2006, bilen bilir. Daha hiçbir sosyal platform yokken.
İlkel mi ilkel şimdi ile kıyaslanmayacak kadar saçma bir oluşum. Yaş 18 malum cazip geliyor böyle oluşumlar...

Üyeydim, bir sürü sanal arkadaşım vardı, kaç binlerce...Uzatmayayım. 

Bu arkadaşların bir kısmıyla sosyal medya gelişme kaydettikçe yeniden karşılaştık. 

Neredeyse 7 yıl başka başka sosyal platformlarda birlikte olduk. 

Aramızda değişik bir bağ oluştu.
NEDEN?

Çünkü bu platformlarda insanlar birbirinin hayatını bir film gibi izliyor. 
Gerçek dünyada hiç tanışmadık, telefonla dahi konuşmadık.

Gel gelelim birbirimizin mutlu gunlerinde en guzel dua ve dilekler belki de karsilikli birbirimize gitti. 

İnsanız... Doğum, ölüm, evlilik, yeni iş, mezuniyet vs. sayısız gelişme yaşıyoruz...

Gerçekte karşımda olsa sarılırım öyle içten seviyorum bir tanesini. Değişik...

Ve ondan yaşça biraz daha küçük olduğum için hayattaki gelismelerini benden önce yaşadı. Ona hep imrenerek baktım, asla kıskanmadım. İcimde hep guzel dileklerle, sözlerle izledim.

Kimi böyle sevsem hep anlatırim Furkan'a. Sanki bir arkadasimiz gibi soz ederiz aramizda :) 

-Aaa Furkan biliyor musun cocuklari olucak X ve Y'nin?
-Haydi yaa, tabii artık zamanı gelmişti. Ne kadar oldu onlar evleneli?
- 2 yıl olmuştur...Anne güzel, Baba güzel bu çocuk çok tatlı olur. 
- Ahhh darısı başımıza (Biz henüz evli bile değiliz.)

Böyle diyaloglar işte.

Anlık paylaşımlarda olmadığı dikkatimi çekerse hemen girip profiline bakarım. 
Birgün yine baktım.

Konduramadığım bir detay cekti dikkatimi. Soyadı!
Önemsemedim. 
Sonra bir detay daha. Çift fotograflari yok!
Şüphe!!!

13 Temmuz 2013

Zden Concept Vol.3

Ne güzel günlerdeyiz...
Geçen sene Ramazan'da yazdığım postlarda bir dahaki sene Ramazan'da artık evli olmak için dua etmişim :) Duam kabul oldu, Rabbim o güne kavuşturdu ve burada bunu da sizlerle paylaşmayı nasip etti. Şükürler olsun.
Şükredecek öyle çok şey var ki, bu güzel nimetlerin daha çok farkına varalım inşallah.

Biriken postlar var lakin önceliği Zden Concept'e vermek istedim :)
Yeni bir heyecan, yepyeni ürünler ve biraz daha hedefime yaklaşmış halde başlıyoruz.

Zden Concept için amacım, fikri oluşturduğum günden itibaren hazır ürünler değil tasarım ürünlere yer vermekti. Tasarıma gönül veren, işçilikteki kalitelerini bizzat onayladığım, potansiyeli yüksek olmasına rağmen henüz çok da bilinmeyen tasarımcıları hem tanıtmak hem de ürünlerinin satışını yapmak.

Bu hedefime yeni ürünler ile biraz daha yaklaştım inşallah. Birçoğu tasarım olan bir ürün çeşitliliği ile karşınızdayım.

Bu bölümde iki farklı kişiyi tanıyacağız.

İlk olarak son postlarımdan da hatırlayacağınız Fetiye Altan. Son iki kombinimde Fetiye Altan ve ekibinin çalıştığı kıyafetlere yer vermiştim. Buralardan bakabilirsiniz. TIK1-TIK2

Üniversite günlerimden bu yana takibindeyim. Giderek güzel işlere imza attılar ve kendi çalışmaları olan ürünlerin satışını yaptıkları bir butiği de hizmete açtılar. F&G Butik, bu işin iki mimarı Fetiye Altan ve Gülay Alkan'a ait. Her ikisi de işine yıllarını vermiş ve oldukça mütevazi. İlerleyen postlarda daha yakından tanıma şansınız olacak inşallah.


04 Temmuz 2013

Garipçe Köyü hayalkırıklığı ve dönüş yolu kayboluşlarımız...

Selamlar...

Bekleyen bir yazım vardı haftasonundan önce paylaşmak istedim. Ramazan öncesi son haftasonu keyfinizi sakın ha Garipçe Köyüne giderek heba etmeyin!

Garipçe köyü bana pek bir anlatıldı. Genelde de iyi, güzel, hoş,huzur veren bir yer olarak duydum. Biraz araştırdım bloglarda ağırlıklı olarak da olumsuz yorumlar okudum. Yine de olumluya kulak verip bir şans vermek istedim ve geçtiğimiz haftasonlarının birinde gittik...

Özellikle de 3.köprü doğal yapıyı bozacak da ben göremeden puff uçup gidecek diye korktuğum, bir heves gittiğimiz bu köy tam bir hayalkırıklığı çıktı.

Köy girişine geniş bir alana doğaçlama bir otopark yapılmış. Orada aracı park edip işte bu merdivenlerden, birkaç esnaf dükkanın olduğu sahil bölümüne iniyorsunuz.



Mekanlar tıklım tıklım! Sahil pislikten kokuyor... Kalabalıktan bunalacağımızı ve kokudan bir lokma yiyemeyeceğimizi düşünerek iç taraflara doğru yürüdük belki başka bir yer buluruz diye. Bulduk ve oturduk. Bildiğin etrafı kapalı ve manzara resimleri ile çevrilmiş bir mekan. Amaç sadece karın doyurmak oldu çünkü köy ortada!

25 Haziran 2013

"English Home çiçeği", MİM zamanı :)

Selammm :)

Geçenlerde ig de uçmuş gidiyor iken fark ettim ki bizler "english home çiçeği" ni pek bir seviyoruz sanki :) Bazılarımızda da tam bir tutku oluvermiş.
Tabii şu an o kadar popüler ki sadece adı "engilish home çiçeği", birçok farklı markada ve farklı ürünlerde bu çiçeği görmek mümkün.

Benim için de sevgiden tutku yoluna gider gibi :) Baktıkça mutlu ediyor sanki, huzur veriyor, nerede görsem bir keyifleniyorum, gözüm gönlüm açılıyor.

Öyleyse dedim bir MİM başlatayım. Tüm "English Home çiçeği" tutkunları paylaşsın çiçeklerini. Keyifle seyredelim.

Lafı uzatmadan benimkileri yayınlıyorum :)














);